ROJAVA – 2015 yılından bu yana Demokratik Suriye Güçleri (QSD) saflarında yer alan Arap genç Ezîz Ereb, Türk devleti öncülüğünde DAIŞ ve HTŞ bağlantılı çetelerin Suriye halkları arasında ırkçı duyguları ve ayrışmayı körükleyen saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ezîz Ereb, konuşmasında Kürt ve Arap halklarının binlerce yıla dayanan ortak bir yaşam tarihine sahip olduğunu vurgulayarak, bugün halklar arasında yaratılmak istenen çatışmaların hegemonik devletlerin Suriye’ye müdahalesinin bir sonucu olduğunu ifade etti.
Ezîz Ereb şunları söyledi:
“Daha önce çetelerin Minbic ve Efrîn’e girdiği dönemde, halka yönelik nasıl katliamlar yaptıklarını ve nasıl ayrışma yaratmaya çalıştıklarını gördük. Bugün aynı senaryo bir kez daha Rakka’da sahneleniyor. Bu çeteler, ‘La ilahe illallah’ sloganıyla, İslam adına Suriye’ye girdiler. Hepimiz Müslümanız ama İslam’ın bu olmadığını çok iyi biliyoruz.
İnsanların başını kesmek, çocukları, kadınları ve erkekleri katletmek, cesetleri şehirlerde teşhir etmek; insanların evlerine girip yağmalamak, onları zorla yerlerinden etmek, özellikle de Arap halkıyla binlerce yıldır birlikte yaşamış ve aralarında güçlü bağlar olan Kürt halkını yurtlarından sürmek İslam değildir. Biz Arap halkı olarak, Kürt kardeşlerimizle birlikte DAIŞ çetelerine karşı omuz omuza savaştık. Çünkü bu çeteler hem Arap hem de Kürt bölgelerine saldırıyordu.
DAİŞ çeteleri geçmişte bölgemize nasıl saldırdıysa, bugün de yine İslam adı altında aynı saldırıları gerçekleştiriyor. Biz Müslümanız ve biliyoruz ki İslam daraltıcı değil, kapsayıcı bir dindir. Ancak bugün İslam adına yapılanlar, DAIŞ zihniyetinin hayata geçirilmesidir. Uluslararası güçlerin bu çete gruplarını topraklarımıza getirerek Arap ve Kürt halkı arasında düşmanlık yaratma çabalarını Arap halkı olarak reddediyoruz ve buna karşı duruyoruz.
Arap halkına çağrım şudur: Dış güçlerin oynadığı bu oyunlara gelmeyin. Hepimiz Suriye’nin evlatlarıyız ve aynı topraklarda yaşıyoruz. Biz Kürt halkına karşı değiliz, Kürt halkı da bize karşı değildir.
‘Allahu Ekber’ sözüne karşı değiliz. Ancak bugün bu sözle Suriye’ye girip kendilerini kurtarıcı gibi gösteriyorlar, oysa gerçekte bir kez daha Suriye topraklarını işgal ediyorlar. Yağma, katliam ve tecavüz her yerde yaşanıyor.
Bir kez daha Arap ve Kürt halklarına ve tüm halklara sesleniyorum: Dış devletlerin bizlere karşı oynadığı oyunlara gelmeyin, el ele verin ve yan yana durun. Biz Suriye’nin birliği fikriyle yola çıktık, halklar, inançlar ve diller arasında hiçbir ayrım yapmadık ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz.
Şunu da özellikle belirtmek isterim: Türk devleti ve Şam hükümeti defalarca benden QSD’ye karşı çıkmamı istedi. Ancak ben bunu reddettim ve asla kabul etmedim. Çünkü 10 yıldır QSD saflarında yer alıyorum ve karşısında durmamı gerektirecek tek bir yanlış düşünce ya da uygulama görmedim.”

