Enter your email Address

Cuma, Haziran 6, 2025
  • Kurmancî
  • Türkçe
[email protected]
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Derinlik Analiz

“Özgür kadın çağı yaşanabilir”

08/03/2021 - 0:03
içinde Analiz, Haberler, Manşet, Toplumsal, Tüm Haberler
Reading Time: 9 mins read
A A
“Özgür kadın çağı yaşanabilir”
PaylaşTweetle

HABER MERKEZİ –

“İnsan hakları denilince; sınıf, ulus, din, cinsiyet, etnik grup ve ırk ayrımı yapılmadan, sadece insan oldukları için herkesin sahip olması gereken özgürlüklerine tanınan güvenceler akla getirilmektedir.

Bireyin özgürce gelişmesi için bu haklar temel teşkil etmektedir. Bunlardan düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü, örgütlenme, toplantı ve gösteri hakkı, anadilde eğitim gibi temel bireysel haklara birinci kuşak haklar, ekonomik ve sosyal içerikli olanlara ikinci kuşak haklar ve halkların kültürel varlıklarını özgürce geliştirme ve yaşamaları biçimindekilere üçüncü ve en son tanınan haklar denilmekte; böylece bu haklar üç bölüme ayrılmaktadır. Evrensel çapta tanınması gereken bu haklara hiçbir gerekçeyle karşı çıkılamaz. Tüm bu hakların başında yaşama hakkı gelmektedir. Devletin savaş halleri dışında öldürme yetkisinin olamayacağı öngörülmektedir.

Gelişme halinde olan insan hakları, çok daha ahtapotlaşan devlet gücüne karşı bireyi korumaya yöneliktir. Devlet denetiminin alabildiğine arttığı bir dönemde, buna karşı gittikçe yalnızlaşan bireyi korumak önem arz etmektedir. Kapitalist toplumdan önceki dönemlerde aşiret, din, vakıf gibi kurumlarda belli bir güvencesi olan bireyler, bu kurumların zayıflamasıyla çok güçsüz durumlara düşmüşlerdir. Tek başına yaşamın güçlükleri, eğitim, sağlık ve iş konularında güvencesizlik bireyi son derece tehdit etmektedir. Aile kuramamakta, kursa da sürdürememekte, doğan çocukların eğitim ve sağlık sorunlarının altından çıkamamaktadır. Aslında tüm bu hususlar kapitalizm karşısında eski toplum biçimlerinin çözülmesi ve yeni toplumun özümsenememesi sonucu sorun haline gelmektedir. Çözülen ilişkiler, bireyi vahşi kapitalizm karşısında çok zor durumlara düşürmektedir. Birey eskiyle yeni arasında çaresizliğe mahkum edilmektedir. İnsan hakları hukuku daha çok bu boşluğun bir ürünü olarak gelişim göstermektedir. Bireyin hem ulusal hem de uluslarüstü hukuk tarafından yeterince güvenceye kavuşturulduğu söylenemez.

İnsan haklarının bir parçası olarak en son gelişen kavramlardan bazıları da kadın, çocuk ve çevreye ilişkin haklarla ilgilidir.

Kadın en eski ve en alttaki sınıf olarak katmerli bir baskı ve sömürü konusudur. Yeni yeni önü açılan kadın sorunu, kapitalist toplum çerçevesine sığdırılamayacak kadar kapsamlı bir konudur. Kadın özgürlüğü tüm özgürlüklerin genel ölçüsü olarak henüz ilk adımlarını atmaya hazırlanmaktadır. Kadın çağından erkek çağına geçiş, kadın aleyhine büyük kayıplarla yol açmıştır. Beş bin yıllık sınıflı toplum tarihi en çok kadına kaybettirmiştir. Çok yönlü baskı, hakaret, cinsiyet ayrımcılığı, her çeşit eşitsizlik kadına layık görülmüştür. Adeta yanmış, yakılmış olan kadın, küllerinin altından yeni yeni temizlenerek çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bireysel tüm hakların hiçbir koşula bağlanmadan kadına tanınması en başta gelen bir husus olması gerekirken, en sondan ve o da sınırlı olarak gündemleştirilmesi, haksızlığın derin ve tarihsel boyutlarıyla ilişkilidir. Konu sosyolojinin bir bilim dalı olabilecek kadar kapsamlı ve kendi başına programlı, planlı, örgütlü demokratik siyasal ve hukuk mücadelesine uzun vadeli girişmeyi gerektirecek kadar önemlidir. Ulusal ve sınıfsal mücadeleden hem öz hem de biçim olarak daha özgün olup hayatiyet arz etmektedir.

Günümüzde ancak sorunun adı konmuş, içeriğiyle tam belirlenmemiştir. Programı, stratejisi, örgüt ve eylem biçimleri gündeme tam anlamıyla oturmuş olmaktan uzaktır. Tarih nasıl sınıflı toplum uygarlığına kadının cins köleliği temelinde bir zorbalık, savaş, sömürü ve yalancılık tarihi olarak başladıysa, kadının özgürlük mücadelesi ve onun başarısıyla da bir özgürlük, barış, eşitlik ve doğruluk tarihi olarak yeniden yaratılacak ve yazılacaktır. Bütün göstergeler yeni uygarlığın şafak vaktinde kadın özgürlüğünün belirleyici rol oynayacağını ve tekrar ama daha üst düzeyde bir özgür kadın çağının yaşanabileceğini göstermektedir.

Çocuk hakları da ana, baba ve devlete bırakılamayacak kadar önemli bir konu olduğunu her geçen gün daha açıkça ortaya koymaktadır. Tüm hayvan yavruları arasında en zor gelişeni olan insan çocuğu, çok özel ve bilime dayalı bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Vahşi erkek egemenliğine dayalı düzen; köle, kadın ve emekçiden sonra en çok çocuğu mahvetmiştir. Erkek düzeni çocuğu asla tanımayacak kadar kör, vicdansız ve zalimdir. Sınıflı toplumun ilk dönemlerinde tanrılara sürekli çocuklar kurban edilirdi. Belki şimdi fiziki kurban verilmemekte, ama manevi kurbanlık hızından hiç kaybetmeden devam etmektedir. Yavru psikolojisini erkeğe göre daha iyi tanıyan ve vicdanlı olan kadın, bilgisizliği ve olanaksızlığı nedeniyle anne olarak rolünü tam oynayamayacak durumdadır. Devletin tepeden buyurgan yöntemleri de zaten çocuk dünyası için tümüyle yabancıdır. Bu çok genel çerçeve bile, çocuk haklarının mutlaka kapsamlı bir düzenlemeye tabi tutulmasını gerektirmektedir. Eğitim, sağlık ve oyun başta olmak üzere, anne şefkatini, barışı esas alan bir çocuk hakları bildirgesi ertelenemez bir görev olarak yerine getirilmeyi beklemektedir.

Çevre hakkı, daha çok artan nüfus ve teknolojik kirlenme nedeniyle temelinde kapitalizmin kar zihniyetinin rol oynadığı, yerin üstünü ve altını, hatta atmosferini ve iklimini gittikçe yaşanılmaz durumlara götürecek kadar tehlikeye sokan durumlara karşı alınması gereken hukuki tedbirleri içermektedir. Çelişki artık sadece toplumun içini asalak bir sınıfın sömürüsüne terk etmekle yetinmeyen, şahane yaşam gezegenini de hedef alan daha büyük bir toplum-doğa çelişkisine dönüştürülmüştür. Evrensel çapta tüm toplumun bir çevre hakları mücadelesine girişmesi kaçınılmazdır. Başta bir çevre hakları manifestosu ve ona dayalı bir enternasyonalist çevre örgütünün seferber edilmesi, genel insan hakları, demokratik siyaset ve hukuk mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak, iç içe ve birlikte verilmeyi zorunlu kılmaktadır.

İnsan hakları kavramı dar hukuk çerçevesini aşarak, siyasallaşma ve felsefenin ele alması gereken temel ahlaki ve politik olgu ve kurumlaşma olarak yeniden değerlendirilmeyi zorunlu kılmaktadır. Baştan beri vurgulamaya çalıştığımız toplumsallıkla bireysellik arasındaki çelişkinin üst düzeyde yeniden ve yeniden çözümlenmesine ve kurumlaşmasına ulaşmadıkça, derinleşen uygarlık bunalımı aşılamaz. Neolitik çağın bunalımı nasıl Sümer sınıflı toplum senteziyle, yani devlet ve uygarlık çağına geçişle aşıldıysa, sınıflı toplum ve devletin tüm alt ve üstyapı kurumlarının sistematik ifadesi olarak uygarlık çağının yaşadığı büyük sorun ve bunalımları da ancak birey-toplum dengesini, özgürlük ve eşitliğini tüm insanlık açısından kabul edilebilir düzeyde senteze kavuşturan yeni insanlık adımıyla aşılabilir. Bazıları bu adımı postmodernizm (çağdaş uygarlık, modernizm sonrası) olarak değerlendirirken, bir kısmı da tarihin sonu biçiminde değerlendirmektedir. Her iki kavram da içerik olarak yetersizdir. Daha çok burjuva sınıf bakışını esas almakta, kapitalist uygarlığın açmazlarını ve tükenişini tüm insanlığın sonu ve bitişi gibi sunmaktadır. Tersi olarak, liberalizmi veya faşizmi ebedi düzen olarak sunmayı çağrıştırmaktadır.

Dar sınıf ve ulus tahlillerine dayanan çözüm ve kurumlaşmaların kapitalist toplumun çelişkilerini aşamayacağı açığa çıkmıştır. Tüm sınıflı ve devletli toplumların, alt ve üstyapı kurumlarının sistematik ifadesi olarak devletleşmeyle yaşadığı derin bunalım ve sorunları çözümleme yeteneğinde olmadıkları açığa çıkmakta, anlaşılmaktadır. Durum ne ‘postmodernizm’, ne de ‘tarihin sonu’dur. Klasik uygarlık mantığıyla, yani yeni sınıflar ve devletler düzenini yaratmayla sorunların aşılamayacağı bir tarihi döneme gelinmiştir. Bunda yine tarihin her döneminde olduğu gibi, bilim ve teknik seviye belirleyici rol oynamaktadır. Bilim ve teknik klasik sınıf ve devlet mantığını geçersiz kılmıştır. Bilgi ve iletişim çağı sürecin önemli bir boyutunu dile getirmektedir. Ama yaşanan çağa sadece bilgi ve iletişim hakları ve çevre bilinci çağı demek de kendi başına yetmediği gibi, tüm bu olguları dikkate alan tarihi çıkışlara ihtiyaç vardır. Bu doğrultudaki çıkışların eleştirisini doğru yaparak, geliştirilecek yeni ideolojik kimliği oluşturmak ve bu çalışmayla sıkı bir pratik birliktelik içinde ekonomiyi ve kamu düzenini yeniden düzenlemek için hazırlanacak program, strateji ve taktik belirlemeler yeni insanlık çıkışını belirleyecektir.”

Halklar Önderi Abdullah Öcalan

PaylaşTweetGönderPaylaşGönderTara
Önceki yazı

GÜNDEM 08 MART 2021

Sonraki Yazı

“Yaşam yıldızı”

Sonraki Yazı
“Yaşam yıldızı”

"Yaşam yıldızı"

8 Mart’a Tarihsel Bakış

8 Mart’a Tarihsel Bakış

Manşet

  • Şengal halkı bayram vesilesiyle şehitliği ziyaret etti
  • Uluslararası Kampanya: “Öcalan’ı ziyaret etmek istiyoruz”
  • ‘Zıplamayan Tayyipçi’ sloganı nedeniyle tutuklanan Sanatçı tahliye edildi
  • HPG-BİM: 3 işgalci cezalandırıldı
  • Tişrîn’de şehit düşen Hilala Zerîn üyesi anıldı
  • Önder APO tarafından 12. PKK Kongresi’ne gönderilen perspektif
  • Önder APO tarrafından PKK Kongresi’ne sunulan 4 madde
  • PKK kongresi sonrası anket araştırması: Karara destek yüzde 71,5

En Çok Okunanlar

  • PKK sonuç bildirisi açıklandı: PKK adıyla yürütülen çalışmalar sonlandırıldı

    Önder APO tarafından 12. PKK Kongresi’ne gönderilen perspektif

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • HPG-BİM: 3 işgalci cezalandırıldı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Önder APO tarrafından PKK Kongresi’ne sunulan 4 madde

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Tişrîn’de şehit düşen Hilala Zerîn üyesi anıldı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • ÖZEL – Mustafa Sarıkaya Şehit Çekdar Botan ve Şehit Lecwan Munzur’u anlattı – I

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Uluslararası Kampanya: “Öcalan’ı ziyaret etmek istiyoruz”

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Politik Rapor Serxwebûn’da: İnsanlıkta Israr Sosyalizmde Isrardır

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • ‘Zıplamayan Tayyipçi’ sloganı nedeniyle tutuklanan Sanatçı tahliye edildi

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • İç ve Dış Tasfiyeciliğe Karşı 1 Haziran Eylemi ve Canlı Kalkan Eyleminde Gençliğin Rolü

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Şengal halkı bayram vesilesiyle şehitliği ziyaret etti

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
Şimdi Oynatılan
Nûçe Ciwan

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.

Bizi Takip Edin

  • Telegram
  • Whatsapp
  • Twitter
  • YouTube

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dil
    • Kurmancî
    • Türkçe
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojava
      • Rojhilat
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
  • Gençlik
    • Öğrenci
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.