HABER MERKEZİ – BAZ MORDEM’ İN KALEMİNDEN
Ortadoğu Krizi, Rojava’ya Yönelik Saldırılar ve Kürt Özgürlük Hareketinin Tarihsel Rolü
Ortadoğu bugün bir istikrarsızlık değil, sistemsel bir çöküş süreci yaşamaktadır. Ulus-devlet düzeni mezhepçi iktidar yapıları ve kapitalist sömürü ilişkileri bölgeyi yönetemez hale gelmiştir. Bu kriz halklar için yıkım, egemen güçler için ise yeni tahakküm biçimleri üretme fırsatı olarak değerlendirilmektedir. Rojava’ya dönük çete saldırıları da bu bağlamdan bağımsız ele alınamaz. Rojava hedef alınmaktadır çünkü Ortadoğu’da ilk kez kapitalist modernitenin dışında, halk temelli ve demokratik bir toplumsal model somutlaşmıştır. Çeteler, vekâlet güçleri ve bölgesel gerici odaklar bu modeli askeri, ekonomik ve psikolojik yollarla tasfiye etmeye çalışmaktadır. Ancak esas hedef, yalnızca Rojava değil, alternatif bir yaşam fikridir. Bugün bölgede faaliyet yürüten çeteci yapılar, ne yerel ne de kendiliğindendir. Bunlar uluslararası ve bölgesel güçlerin kriz yönetim araçlarıdır. Ortadoğu’nun halklara kapatılan geleceği, bu yapılar eliyle kontrol altında tutulmak istenmektedir. Rojava’ya yönelen saldırılar, demokratik ulus fikrinin boğulmak istenmesi ve Önder Apo’nun geliştirmek istediği paradigma ve mücadeleyi tasfiye etme girişimidir. Bu nedenle Önder Apo bu süreci Kürt halkına ve Ortadoğu ya yönelik ikinci 15 şubat uluslararası komplo olarak nitelendirdi.
Tam bu noktada Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin rolü belirleyici hale gelmektedir. Hareket, yalnızca Kürt halkının hak mücadelesini değil, Ortadoğu’da demokratik modernitenin taşıyıcılığını üstlenmiştir. Kürdistan dağlarında gelişen PKK direnişi askeri bir hat olmanın ötesinde, kapitalist moderniteye karşı ideolojik, örgütsel ve ahlaki bir karşı-sistem üretmiştir. Önder Apo’nun geliştirdiği paradigma, bugün Ortadoğu krizinin tek rasyonel ve halkçı çözüm hattını sunmaktadır. Ulus-devletin yarattığı parçalanmaya karşı demokratik ulus, merkezi iktidar savaşlarına karşı yerel-demokratik örgütlenme, erkek egemenliğine karşı kadın özgürlük çizgisi. Rojava’da hedef alınan tam olarak bu bütünlüktür. Gençlik olarak bu tarihsel tabloda tali bir unsur değiliz. Aksine krizin en çok hedeflenen ve en çok dönüştürülmek istenen kesimiyiz. Özel savaş politikaları, Kürt gençliğine ya umutsuzluğa ya da sistem içi entegrasyona zorlamaktadır. Apolitikleşme, bireycilik ve kimliksizleştirme bu sürecin bilinçli araçlarıdır. Bu nedenle Kürdistan gençliği olarak, tarafsızlık ya da bekleme tutumu bizleri fiilen karşı-devrimci bir pozisyona düşürmektedir. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin bugüne kadar ayakta kalabilmesi, tam da gençliğin bu tür tarihsel eşiklerde sorumluluk almasıyla mümkün olmuştur. Dağlarda süren direniş, gençliğe süreklilik, disiplin ve ideolojik netlik mirası bırakmıştır. Ulusal birlik tartışması da mevcut kriz koşullarında yeniden ele alınmalıdır. Birlik, dar fraksiyonel hesaplarla değil, Kürt halkının özgürlük paradigması etrafında şekillenmelidir. Demokratik ulus perspektifi, bu birliğin hem teorik hem pratik zeminidir. Rojava deneyimi, bunun mümkün ve uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Bu nedenle gençlik olarak, halkımızın göstermiş olduğu ulusal birlik ruhuna cevap olmak için daha fazla seferber olmalı ve yaşamın her alanında örgütlenmeliyiz. Mevcut ortadoğu krizinde ve uluslararası sömürgeci güçlerin yeniden dizayn ve tahakküm kurmak için müdahale ettiği coğrafyamızda bize düşen ulusal görev, Önder Apo’nun özgürlük anlayışı ve paradigması çerçevesinde ulusal birlik ruhunu yaratmaktır.
Rojava’yı savunmak, bugün Ortadoğu’da halkların geleceğini savunmaktır. Kürdistan Özgürlük Hareketi, bu savununun en örgütlü ve ideolojik gücü olarak varlığını sürdürmektedir. Bu gerçeklik, ne askeri saldırılarla ne de ideolojik manipülasyonlarla ortadan kaldırılabilir. Bugün Rojava üzerinden bir kez daha Devrimin öncüleri ve PKK hareketine yönelik bazı klikler aracılığıyla algı ve yıpratma operasyonları başlatılmıştır. Halkımız bilmelidir ki bu çizgi düşmana ve sömürgecilere hizmet etmektedir.
Dört parça Kürdistan’da ve tüm dünyada milyonların ulusal birlik ruhuyla devrimi sahiplendiği bir süreçte, devrimin öncülerini ve PKK hareketini karalamak kimsenin yararına değildir ve sömürgeci-emperyalist güçlere hizmet etmektedir. Gençlik olarak önümüzdeki görev açıktır: Bu krizi doğru okumak, düşmanı ve sistemi doğru tanımlamak, ve özgürlük mücadelesinin ideolojik sürekliliğini geleceğe taşımak. Kürdistan gençliği olarak her dönemde olduğu gibi bu süreçte de bu soykırım saldırılarına ve hareketi karalama politikalarına karşı, meşru savunma temelinde kendi örgütlülüğümüzü toplumun her kesimine yayarak boşa çıkaracağız ve Kürdistan’ın onuru ve savunması için, Apocu ruh ve irade ile kahraman Kürdistan Şehitlerinin izinde mücadele edeceğiz.
Çünkü tarih, tereddüt edenleri değil,sorumluluk alanları yazar.


