HABER MERKEZİ – DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Önder Apo’nun görüşmede, “Birinci aşama bitmiştir. Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır” dediğini aktardı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Önder Apo ile İmralı’da yaptıkları görüşme sonrası İlke TV’de değerlendirmelerde bulundu.
Sancar, Önder Apo’nun heyete, “Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır diyerek görüşmeyi başlattı” dediğini aktardı. Sancar, “Görüşme yaklaşık 3 saat sürdü. 3 saati biraz aştı. Yoğun bir görüşmeydi. Sayın Öcalan zaten önceden gündemi belirleyerek geliyor. Genellikle 10 madde halinde konuşacağımız konuları liste haline getiriyor ve o çerçevede görüşme akıyor. Önemli bir görüşmeydi. Öcalan, ‘bu demokratik entegrasyona giriş toplantısıdır’ dedi. Sonra açtı, anlattı. Sürecin 16 ayı açan döneminin kısa bir değerlendirmesini yaparken, ‘birinci aşama bitmiştir. Birinci aşama örgütsel varlığın ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararına ilişkindi. Birinci aşamanın özü PKK’nin kendisini feshetmesi ve silah bırakmasıydı. Bu stratejik bir karardır’ dedi. Kendisi açısından da örgütü açısından da bu ifadeyi sık sık kullanıyor. ‘Bu benim açımdan stratejik bir karardır’ dedi. ‘Birinci aşamada bunun için önemli adımlar attık’ dedi. ‘İkinci aşamaya geçtik ve bu ikinci aşamanın en önemli konusu olan entegrasyon boyutunu konuşacağız. Sizinle bunları konuşacağız’ dedi. Konuşma böyle başladı. Aşağı yukarı bu çerçevede de devam etti. İkinci aşamada nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair genel bir belirleme yaptı” ifadelerini kullandı.
‘TEK ÇIKIŞ YOLU OLARAK DİYALOĞU GÖSTERDİ’
Sancar, Önder Apo ile entegrasyon tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’de yürüyen sürecin temel gündem maddesi olduğunu, ancak bu başlık altında Suriye’de yaşanan gelişmelerin de ele alındığını söyledi. Sancar, Önder Apo’nun daha önce Suriye’ye yönelik çözüm önerisinin de “demokratik entegrasyon” olduğunu dile getirdiğini hatırlatarak, iki ülke arasındaki süreçlerin farklılıklar taşımasına rağmen karşılıklı etkileşim içinde olduğunu vurguladı. Suriye’deki gelişmelere değinen Sancar, Önder Apo’nun 17 Ocak’taki görüşmede, çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini ifade ettiğini belirterek, “Sorunun müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğine dikkat çekmişti. Saldırıların derinleşmesi halinde özellikle Fırat’ın doğusuna kayacak bir çatışma ortamının büyük can kayıplarına ve uzun yıllara yayılacak istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısını yapmıştı” dedi. Sancar, Önder Apo’nun bu süreçte diyalog ve siyaseti tek çıkış yolu olarak değerlendirdiğini, aksi halde bölgenin “uçurumun kenarına” sürükleneceği yönünde güçlü uyarılarda bulunduğunu aktardı.
‘NORM DIŞI GÜÇLER SÜRECİ BOZABİLİR’ UYARISI
Önder Apo’nun 2 Aralık’ta yapılan görüşmede henüz Halep’e yönelik saldırıların gerçekleşmediği dönemde, silahlı çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ancak “norm dışı güçlerin” süreci sabote etmeye yönelik girişimlerde bulunabileceğine dikkat çektiğini hatırlatan Sancar, “Bu güçlerin Suriye’de devreye girerek bölgesel ölçekte tahribat yaratabileceğini ve nihai hedefin yürüyen çözüm süreçlerini sekteye uğratmak olabileceği değerlendirmesinde bulundu” dedi.
‘ÖNDER APO UÇURUMUN KIYISINDAN MÜZAKEREYE DÖNDÜRDÜ’
Sancar, Önder Apo’nun Suriye’de 10 Mart’ta varılan anlaşmanın müzakereler için temel çerçeve olarak değerlendirdiğini ve bu görüşlerin devlet yetkilileriyle de paylaşıldığını belirtti. 6 Ocak sonrası ciddi bir kırılma endişesinin ortaya çıktığını dile getiren Sancar, bu süreçte farklı aktörlerin masaya dönüşte rol oynadığını söyledi. Bu aktörler arasında Mesut Barzani ve Bafil Talabani’nin bulunduğunu ifade eden Sancar, fakat kamuoyunda uzun süre konuşulmayan ana aktörün Önder Apo olduğunu kaydetti. Önder Apo’nun aktif girişimlerle “uçurumun kıyısından” müzakere sürecine geri dönüşte önemli katkı sunduğunu dile getirdi.
Sancar, entegrasyon kavramının yalnızca basit bir bütünleşme anlamına gelmediğini, aynı zamanda varlık ve hakların tanınmasını içerdiğini vurguladı. Rojava’da Kürt halkının diğer topluluklarla birlikte yürüttüğü mücadelenin sonuçlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
QSD’NİN ULUSLARARASI TEMASLARI
Sancar, Suriye Demokratik Güçleri (QSD) temsilcileri ile Suriye’deki Kürt halkı ve diğer toplulukların Münih Güvenlik Konferansı kapsamında çeşitli temaslarda bulunduğunu ve önemli ilgi gördüğünü söyledi. Masaya dönüşün, Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin ve QSD’nin ortak bir aktör olarak yer almasının ilk göstergelerinden biri olarak yorumlanabileceğini ifade etti. Sancar, gelinen noktanın yalnızca Rojava ve Kürtler için değil, Suriye’nin tamamı ve bölge açısından da kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.
‘İKİNCİ AŞAMA İÇİN İMKANLAR SAĞLANMALI’
Önder Apo’nun sürece katkı sunma iradesinin güçlü olduğunu aktaran Sancar, ancak bunun koşullarına dikkat çekti: “Öcalan, ‘Bu konuda üzerime düşeni yaparım. Teorik ve pratik kabiliyetim ve gücüm vardır. Ama bu gücü hayata geçirebileceğim imkanların da sağlanması gerekiyor. Kendim için değil; süreç için, çözüm için, ikinci aşamanın mimarisini oluşturup ilerleyebilmemiz için bu gereklidir’ dedi.” Sancar, sürecin geldiği aşama itibarıyla iletişim ve çalışma koşullarına dair düzenlemelerin kaçınılmaz olduğunu da ekledi: “Sürecin bu ağırlığı ve önemi karşısında, kendisinin yaşama ve iletişim şartlarının mutlaka düzeltilmesi gerekir. Bu da sürecin doğal sonucu olarak ortaya çıkacak gelişmelerdir.”
Ayrıntılar geliyor…

