HABER MERKEZİ – KJAR açıklamasında, kadınların tarih boyunca İran’da egemen olan iktidar zihniyetine karşı mücadele yürüttüğüne dikkat çekilerek, buna karşın İran İslam Cumhuriyeti’nin krizleri çözmek yerine anti-demokratik bir anlayışla hareket ettiği ifade edildi. Rejimin, sorunların çözümüne giden yolu açmak yerine baskı ve zor politikalarını derinleştirdiği kaydedildi.
Açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin ırkçı ve tekçi ideolojisi nedeniyle toplumun çok yönlü krizlerle karşı karşıya kaldığı, bu durumun demokratik siyasetin gelişimini engellediği ve yalnızca İran içinde değil, Ortadoğu genelinde de istikrarsızlığa yol açtığı belirtildi.
“REJİM PROTESTOLARA ŞİDDETLE YANIT VERİYOR”
Yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal krizlerin kitlesel protestolara neden olduğu vurgulanan açıklamada, İran rejiminin bu eylemler karşısında iktidarını korumak için her türlü gayrimeşru yönteme başvurduğu ifade edildi. KJAR, rejimin tutuklama, işkence ve idam politikalarından kaçınmadığını, toplumu korku yoluyla sindirmeye çalıştığını belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İran İslam Cumhuriyeti, göstericilere ve toplumun meşru taleplerine yönelik saldırılarını meşrulaştırmak için güvenlik söylemini öne çıkarıyor ve militarizmi daha da artırıyor. Sorunların çözümü yerine askeri yöntemleri dayatıyor.”
“EKONOMİ ASKERİ POLİTİKALARA HİZMET ETTİRİLİYOR”
KJAR, İran’ın yalnızca siyasi ve sosyal değil, aynı zamanda derin bir ekonomik kriz içinde olduğuna dikkat çekti. Rejimin, dış politikadaki yanlış ve otoriter tutumu nedeniyle uluslararası alanda tepki gördüğü, yeniden devreye sokulan yaptırımların ise halkın yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı ifade edildi.
Açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin tüm ekonomik ve mali kaynaklarını Devrim Muhafızları’nın askeri politikalarının hizmetine sunduğu belirtilerek, “Savunma” gerekçesiyle askeri bütçelerin artırıldığı, bunun bedelinin ise doğrudan halka ödetildiği vurgulandı. Bu politikaların halkta öfke ve tepki birikimine yol açtığı kaydedildi.
“BU AYAKLANMA YENİ VE SAHİP ÇIKILMASI GEREKEN BİR ADIMDIR”
KJAR, mevcut politikaların devam etmesi nedeniyle 28 Aralık 2025’te İran’ın birçok kentinde başlayan protesto ve ayaklanma dalgasının sürdüğünü belirtti. Açıklamada, İran’da protestoların tarihsel olarak süreklilik taşıdığı hatırlatılırken, mevcut ayaklanmanın bölgesel koşullar dikkate alındığında kendine özgü ve sahiplenilmesi gereken yeni bir aşamayı temsil ettiği ifade edildi.
İran devletinin yarattığı derin iç krizler nedeniyle artık bu ayaklanmaları engelleyemediği vurgulanan açıklamada, çözümün halkın taleplerinin demokratik bir zihniyetle dinlenmesi ve karşılanmasından geçtiği belirtildi.
“HALK KENDİ KADERİNİ BELİRLEME GÜCÜNE SAHİPTİR”
KJAR açıklamasında şu değerlendirmeye yer verildi: “Eğer bu sorunlar demokratik yollarla çözülmezse, İran halkı kendi kaderini belirleme gücüne ve bilincine sahiptir. En demokratik yol, halkın kendi anlayışıyla karar alma ve özyönetim gücüne ulaşmasıdır.”
KJAR, İran ve Doğu Kürdistan’daki direnişlerin demokratik bilinç temelinde büyütülmesi çağrısı yaparak, kadınların ve halkların özgürlük mücadelesinin sürdürüleceğini vurguladı.



