Enter your email Address

Perşembe, Ocak 29, 2026
  • Kurmancî
  • Türkçe
[email protected]
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Derinlik Analiz

Karasu: Önder Apo İle Görüşme Kararı Kürt Sorununda Yeni Sürecin Başlangıcı Olmalı

25/11/2025 - 8:46
içinde Analiz, Derinlik, Haberler, Kurdistan, Manşet, Önemli Başlıklar, Ortadoğu, Toplumsal, Tüm Haberler, Video
Reading Time: 37 mins read
A A
Karasu: Önder Apo İle Görüşme Kararı Kürt Sorununda Yeni Sürecin Başlangıcı Olmalı
PaylaşTweetle

BEHDÎNAN – KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, Meclis’te kurulan komisyonun İmralı’da Önder Apo görüşme kararını, “Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için atılması gereken zorunlu bir adım” olarak değerlendirdi ve bu görüşmenin, Önder Apo’nun başmüzakereci rolünün tanınacağı yeni bir sürecin başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.

Medya Haber televizyonuna konuşan Karasu, Önder Apo ile görüşme kararının Önder Apo’nun yıllardır dile getirdiği bir ihtiyaç olduğunu hatırlatarak, “Önderlik, neden isyan ettik, neden mücadele ettik ve bundan sonra nasıl kardeşçe yaşanacak, bunu Türkiye halklarına anlatmak istiyor” dedi.

Karasu, şimdiye kadar devlet ve çeşitli heyetlerin birçok kesimle görüştüğünü ancak Kürt halkının “baş müzakerecisi ve önderi” olarak kabul ettiği Önder Apo ile  yapılacak görüşme olmadan hiçbir girişimin Kürt gerçekliğini temsil edemeyeceğini belirtti. Görüşmenin ardından eski dönemin tekrarlanamayacağını söyleyen Karasu, somut adımların atılması gerektiğinin altını çizerek, özellikle Önder Apo’nun  özgür ve sağlıklı çalışabileceği koşulların sağlanması, silahların bırakılması ve PKK’nin feshi süreciyle birlikte dile getirilen geçiş yasalarının ve demokratik siyaset alanını güvenceye alacak özgürlük yasalarının acilen gündeme alınması çağrısında bulundu.

Karasu, “Türkiye’nin yüzyılının yarısı savaşla geçti, şimdi bu görüşme Türkiye halkları için büyük bir fırsattır; ayağındaki bu bağdan kurtulmak için devletin ve meclisin bu sürece taktik değil, ciddi ve çözüm odaklı yaklaşması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Mustafa Karasu’nun değerlendirmeleri şu şekilde: “PKK’nin 47’inci kuruluş yıldönümü vesilesiyle PKK’nin kurucusu olan Önder Apo’yu selamlıyorum. Şehitleri de saygı ve minnetle anıyorum. PKK’nin 50 yıllık mücadelesini bugünlere getiren Önder Apo ve Önder Apo’nun izinde yürüyen, mücadele eden şehitlerimizdir. Yine gazilerimizdir. Tabii ki halkımız da bu 50 yılda hep PKK’yi destekledi, PKK’nin arkasında oldu, PKK’nin öncülük ettiği mücadeleye katıldı. Halkımızın da parti bayramını bu yıldönümünde kutluyorum.

PKK, Kürt ve Kürdistan tarihinde gerçekten bir dönüm noktasıdır. Kürt ve Kürdistan tarihinin en anlamlı yıllarıdır. Bu 50 yıl Kürdistan tarihinde 100 yıllara bedel bir gelişme, dinamizm ortaya çıkarmıştır. Bu 50 yıl bir yönüyle Kürt toplum gerçeğini yeniden yaratmıştır. Kürtlere çok önemli değerler katmıştır. PKK’nin yürüttüğü, öncülük ettiği mücadelenin en önemli özelliği, Kürtlere yeni değerler, özgürlükçü değerler, demokratik değerler, hak, hukuk, yani insani değerler, kadın özgürlük çizgisi, ekolojik hassasiyet… Bunlar PKK tarafından Kürt halkına kazandırılmıştır. Şöyle söyleyebiliriz, 50 yıl önceki Kürt halkıyla bugünkü Kürt halkı bir değildir, değişmiştir. Çok değişime uğramıştır. Büyük bir dinamizm yaşayarak, düşüncede değişmiş, davranışta değişmiş, yeni bir Kürt kimliği ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu, binlerce yıla dayanan Kürt varlığının üzerinde şekillenmiştir. Bu yönüyle bu 50 yıl gerçekten de büyük araştırma, incelemeye değerdir. Kürtlere ne kattı? Bunların çok iyi araştırılması, incelenmesi ortaya konulması gerekir. 50 yıl diyoruz, Mahabad Kürt Cumhuriyeti deniyor, 6 aylık bir ömrü var, Kürt isyanları deniliyor, çeşitli Kürt direnişleri var. Ömürleri 6 aydır, 1 yıldır. PKK ise 50 yıldır direniyor. Büyük bir savaş yürüttü, büyük bir mücadele yürüttü. Sadece Türk Devleti’ne karşı değil, bölgesel gericiliğe, uluslararası güçlere, Kürt gericiliğine karşı da büyük mücadele yürüttü. Böyle bir mücadelenin içinde büyük değerler yarattı. Bu açıdan PKK’yi bugün değerlendirirken özellikle neler yarattığının ortaya konulması gerekir. PKK nasıl bir Kürt gerçeği yarattı, Kürt kültürü yarattı, Kürt ahlakı yarattı, Kürt’e moral değerler kazandırdı, ulusal değerler kazandırdı, demokratik değerler kazandırdı? Bunların hepsinin iyi irdelenmesi gerekiyor.

1960’ların sonu, 70’lerin başında Kürt gerçeği ölüm döşeğine yatırılmıştı. Hala bir Kürt gerçekliği vardı ama soykırımcı sömürgecilik altında hem fiziki katliamlar hem kültürel soykırım altında giderek yok oluşa giden bir Kürt gerçekliği vardı. Bu açıdan PKK’nin ortaya çıkışı bir nevi Kürt’ü uçurumdan döndüren ya da uçurum kenarından uçuşa geçiren bir mücadele olmuştur.

Bu yönüyle o dönemin koşulları dikkate alındığında böyle bir hareket başlatmak gerçekten kolay değildi. Kürtler kendi gerçeğinden kaçıyordu. Zaten uluslararası alanda Kürtlere bir destek yoktu. Türkiye NATO üyesi olduğu için Türk Devleti’ne her türlü destek veriliyordu. Bu açıdan PKK’nin ortaya çıkışı tarihseldir. Büyük bir cesaret işidir. Büyük barikatlar aşmadır. Etrafındaki çemberi kırmadır. Bunu böyle değerlendirmek gerekiyor.

Türkiye’deki sol Kürt sorunlarına doğru yaklaşmıyordu. Kürt grupları da bu yönüyle radikal mücadeleyi geliştirecek konumları yoktu. Reformist, milliyetçi yaklaşımları vardı. Bunların hepsi hareketimizin çıkışında engel olan etkenlerdi. Ama buna rağmen Önder Apo büyük bir cesaretle Kürt’ün varlığına dayanarak bir de özgürlük inancının, özgürlük düşüncesinin geliştirildiğinde her türlü badireyi aşacağı inancıyla bu mücadeleyi başlatmıştır. Bu bakımdan PKK fedai örgütüdür, PKK büyük bedeller vermiştir, fedailik yapmıştır. Bu en başta da önderliğin çıkışıyla bağlantılıdır.

PKK MÜCADELESİ KÜRDİSTAN’DAKİ HER KESİMİ ETKİLEDİ

O koşullarda bu çıkışı yapmak kolay değildi. Kimse yapamazdı. Önderlik cesaret etti, bu işin içine girdi. Tabii sadece cesaret değil, bir de düşünce gücüyle, ideolojik duruşuyla, politik zekasıyla engelleri aşarak PKK mücadelesini 50 yıldır yürüttü ve bugünlere getirdi. Bu bakımdan bu 50 yılda gerçekten çok büyük mücadele verildi. Bütün baskılara, bütün saldırılara rağmen ayakta kaldı. Bu aynı zamanda sadece PKK’yı güçlendirmedi, hareketimizi güçlendirmedi. Halkımız da ağır saldırılar karşısında ayakta kalarak, ağır saldırılar karşısında yıkılmayarak güçlendi. Aslında Kürt halkı tarihinde ilk defa bu kadar uzun saldırılar altında direnen ve ayakta kalan bir halk gerçekliği ortaya çıkarmıştır. 6 aylık bir direniş değil, 4-5 kuşak denilebilir ki bu mücadele içinde büyümüştür. Şu anda Kürdistan’daki hemen hemen herkes bu mücadeleyi görerek, bu mücadelenin yarattığı değerlerle tanışarak büyümüştür. Bunu böyle görmek gerekiyor. Böylelikle yeni bir kültür yaratıldı, yeni bir mücadele kültürü ortaya çıktı. 6 aylık değil, 1 yıllık değil, 10 yıllık değil, onlarca yıllık bir mücadelenin yarattığı bir toplumsal gerçeklik var, bir siyasal gerçeklik var, bir kültür var. Bu bakımdan, kültürel soykırımdan kültürel bir uyanış ortaya çıktı. Evet, soykırımcı sömürgecilik devam etti. Özellikle kültürel soykırımın her türlü araçları uygulandı. Ama Kürtler, herkes kendi kimliğinin bilincine vardı. Kürt kimliği sadece bir otantik doğuştan gelen bir kimlikten öte, bir bilinçli kimlik sahiplenme durumu ortaya çıktı.

Bugün AKP’lisinin de çoğunluğu biz Kürt’üz diyor, Kürtlüğüne sahipleniyor, sahiplenmeye çalışıyor. Peki o Kürtlük sahiplenmesi yeterli midir Kürt halkının özgürlüğü için? Yeterli değil. Ama mücadelemiz o kesimi de etkilemiştir. Yani Kürdistan’daki her kesimi etkilemiş, Kürt gerçeğinin farkına varmasını sağlamıştır.

Kuşkusuz hala Kürtlüğünü kabul etmeyenler, varlığıyla Kürt karşıtı konumu yaşayanlar, Kürtlere zarar verenler, Kürtlüğün içinde ağacın kurdu olanlar, ihanet içinde olanlar bunlar var. Ama çok dinamik bir Kürt gerçekliği var. Şu anda bir Kürt iklimi var yani. Bakur’uyla, Başûr’uyla, Rojava’sıyla, Rojhilat’ıyla, yurt dışıyla bir Kürt gerçekliği ortaya çıkarıldı, bir Kürt iklimi ortaya çıkarıldı.

Eğer bugün Rojava’da bir Kürt halkının mücadelesi varsa, Bakur’da büyük bir mücadele ortaya çıktı zaten, Başûr’da belli kazanımlardan söyleniyor. Rojhilat halkı da dinamiktir. Bütün bunlar bu mücadelenin sonucudur. Böyle bir iklim yaratmak, dört parçada dünyada böyle bir iklim ortamı yaratmak çok büyük bir iştir. Çok muazzam bir sonuçtur. Her değer bununla yaşayacak, bununla ayakta kalacak. Bundan sonraki mücadele de bu iklime dayanarak, bu ortama dayanarak, bu değerlere dayanarak gelişecek. PKK’nin yarattığı böyle bir gerçeklik var.

Kürtler eskiden Orta Doğu’da geri bir halk olarak görülürdü. Kürtlerin geriliğine, düşüncesizliğine ve benzeri diyelim güya birçok hikaye uydurulmuştur. Yani burada sıralasam onlarca böyle Kürt’le alay eden, Kürt’ü küçümseyen, Kürt’ü önemsizleştiren bir kültür oluşmuş Orta Doğu’da. Şimdi öyle midir? Şimdi PKK’nin yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle şu anda Kürtler Orta Doğu’nun en aydınlanmış toplumudur. Şu anda demokrasi çağı, demokratik bilinci en yüksek toplum Kürtlerdir.

Kadın özgürlüğü… İlk toplumu yaratan, insanlığı yaratan kadın Orta Doğu’da gerçekten büyük bir baskı altına alınmış, Orta Doğu toplumunu yaratan kadın çok geri bir duruma düşürülmüştür. Ama bugün Önderliğin düşünceleri doğrultusunda Kürt kadını sadece Orta Doğu’nun değil dünyanın en özgür düşünceli kadın gerçeği haline gelmiştir. Yani Kürt’ün nereden nereye geldiğinin ifadesidir bunlar. Bunu dünyada herkes kabul ediyor. Sadece Türkiye kabul etmiyor. Kürtler üzerinde egemenlik kuranlar kabul etmiyor. Yoksa dünya genelinde Kürt’ün imajı çok değişmiştir.  Ve öte yandan Kürt’ün Orta Doğu’daki siyasi gücü de çok etkili hale gelmiştir.

PKK MÜCADELESİYLE KÜRTLER KENDİ DEĞERLERİNİ SAHİPLENİR HALE GELDİ

PKK Kürt’ü böyle ötelenen, küçümsenen bir noktadan bugün onurlu, başı dik, özgürlük tutkusu, demokrasi tutkusuyla dünyaya örnek olan bir halk yaşamına gelmiştir.  Kürt toplumu demokratik devrimini gerçekleştirmiştir. Aslında Kürtler demokratik devrim konusunda çok önemli gelişmeyi yaratmışlardır. Demokratik devrimi böyle devletleşmeyle özdeşleştirmek yanlıştır. Alakası yoktur. Devletleşmeyle demokratik devrimin alakası yoktur. Demokratik devrim toplumdaki büyük dinamizmi, değişimi ifade eder. İşte 1990lı yıllarda serhildanlar, kadınlar, gençler meydanları doldurdu. Serhildanın olmadığı şehir, kasaba, köy kalmadı. Eski geleneksel otoriteler yıkıldı. Bir bütün halk irade kazandı. Artık halk eskisi gibi ağaların, beylerin, şunların, bunların kontrolünde olmaktan çıktı. Eskiden işbirlikçi, egemen sınıflar üzerinden Kürdistan’da kontrol kuruluyordu, hegemonya kuruluyordu. Şimdi soykırımcı sömürgeciliğin, egemen güçlerin ayakları zayıfladı, toplum güç oldu. Artık onlar güç olmaktan çıktı. Bunların hepsi PKK’nin mücadelesiyle yarattığı değerlerdir. Bakure Kürdistan’da hala kültürel soykırım politikaları yürütülüyor. Gerçekten bu konuda hala Kürt’ü yok etme politikası yürütülüyor. Önemli bilinç yaratıldı. Kürt sanatında, kültüründe önemli gelişme sağlandı. Kürt düşüncesinde önemli gelişme sağlandı. Artık Kürtler kendileri için düşünce üreten noktaya geldiler. Kendi değerlerine artık sahiplenir hale geldiler. Eskiden Kürt’ün kültürü, sanatı, halayı, her şeyi başka toplumların malzemesi haline getiriliyordu. Onlara malzeme yapılıyordu. Şimdi öyle değil. Şimdi Kürt toplumu kendi değerlerine sahip çıkıyor, geliştiriyor. Bu yönünde de önemli bir gelişme var. Zaten Kürdistan’ın dört parçasında böyle bir uyanış var.

Bütün bunlar aslında PKK mücadelesinin sonucudur. Bütün Kürtlerin bunu böyle değerlendirmesi gerekir. Eğer PKK tarih sahnesine çıkmasaydı, şu anda Kürdistan’ın dört parçasında da Kürtlük yerlerde sürünür hale gelirdi. Yani çok şey deniliyor ama, Başûr Kürdistan’ın kazanımları bile PKK’nın verildiği mücadele ortamında var olmuştur. Bu mücadele olmasaydı, orada yürütülen mücadeleye verilen emekler, bedeller sonuç almazdı. O kıskaç, Kürt kapanı içinde boğulurlardı.

Bu bakımdan PKK Kürt kapanı, Kürt kıskacını kıran bir hareket olarak tarih sahnesinde yerini aldı. Ağır bedeller ödedi. Büyük bir mücadele verdi. 50 yıl, yarım asırdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 50 yılı bu mücadele içinde geçti. Bu kolay değil yani. Böyle bir mücadele yürütmek Orta Doğu’da hem de ulus devlet çağında… Ulus devletler çağıydı 19. 20. yüzyıl. Türkiye ulus devlet anlayışıyla, Araplar ulus devlet anlayışıyla, diyelim Farslar ulus devlet yani Orta Doğu’ya giren ulus devlet fitnesi, milliyetçilik fitnesi altında Kürtler yok oluşa doğru gidiyordu. İşte bunu PKK kırdı. Bu yönde çok büyük değerler yarattı.

PKK’nin yarattığı değerler görülmeden, Kürt gerçeği izah edilemez, anlatılamaz. Bu konuda tabii daha fazla üzerinde durmak gerekiyor. Bugün işte Kürtler tabii demokratik devrimi yaratarak demokraside öncü haline geldiler, özgürlükte öncü haline geldiler, kadın konusunda öncü haline geldiler. Öte yandan tabii ki PKK’nın sosyalist mücadeleye, toplumcu mücadeleye, antikapitalist mücadeleye, bu hegemonik güçlere karşı mücadele konusunda da Orta Doğu halklarına, dünya halklarına çok örnek oldu. PKK’nin olmadığı, PKK’nin 50 yıllık mücadelesinin olmadığı bir Orta Doğu, karanlık bir Orta Doğu olurdu. Kapkaranlık olurdu. Bugün farklı bir Orta Doğu yaşardık. Ama bu 50 yıllık mücadele çok şey değiştirdi. Irak’ta da değiştirdi, Suriye’de değiştirdi, İran’da da, Türkiye’de değiştirdi, bütün Orta Doğu da değişti.

Bu açıdan PKK’yi yıldönümünde anarken özellikle PKK ne yarattı, ne değerler ortaya çıkardı, bunun görülmesi, anlaşılması gerekiyor. 47. yıldönümünde yeniden tüm halkımızın parti bayramını, bu direniş yıldönümünü kutluyorum. Şehitleri saygı ve minnetle anıyorum.

YENİ STRATEJİ VE TAKTİĞİ DE PKK MÜCADELESİ YARATTI

Tabii PKK’yi feshettik. PKK’yi feshetmemizin nedenini daha önce açıkladık. 50 yıl bir mücadele sonuçta. Tabii dünya değişti, Orta Doğu değişti. Kapitalizmin saldırganlığı ortada, yapay zekaya kadar gelindi. Dünyada halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesi yeni boyutlara ulaştı. Bu ortamda PKK’nin de bir değişikle uğraması gerekiyordu. Stratejik değişikliğe, taktik değişikliğe uğraması gerekiyordu. Bu yönüyle PKK tarihsel rolünü oynadı. Büyük değerler yarattı. Kürt varlığını garantiye aldı. Evet, hala Türkiye’de tanınmış değil. İran’da da tanınmış değil. Hala Suriye’de ve Irak’ta da sorunlar var. Ama Kürt varlığını ortaya çıkardı. Bu yönüyle artık tarihe böyle kalması, tarihte böyle yerini alması en doğrusuydu. Yeni bir yaklaşımla, yeni bir stratejik ve taktik yaklaşımla mücadelenin yürütülmesi gerekiyordu. Bu bakımdan PKK feshedildi. Bu bakımdan PKK’nin feshi bir mücadelenin bırakılması, bir davanın bırakılması, bir amaçtan vazgeçme değildi. Zaten mücadeleler her zaman yol ve yöntem değiştirirler. PKK’de stratejik değişiklikler vardı. Artık silahlı mücadeleyle değil, yani daha demokratik siyasetle bir strateji yürütme kararına vardı. Bu yönüyle halkımız PKK’yi anarken, yeni strateji, yeni taktik derken, yeni strateji ve taktiği de bu 50 yıllık mücadele değerleri yarattı. Bunlar olmasaydı, şimdi demokratik siyaset mücadelesiyle bu mücadeleyi yürüteceğiz, sonuç alacağız diyemezdik.

Bir halk gücü ortaya çıktı. Demokratik bilinç ortaya çıktı. Kürt demokratik bilinci çok yüksektir. Biz bu ortaya çıkan değerler üzerinden stratejiyi değiştirdik. Taktik değişikliği oldu ve yeni bir mücadele sürecine girdik. Türkiye’de demokratik siyasetle mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Artık silahlı mücadeleye, gerilla mücadeleye değil de tercihimiz bu yöndedir. Eğer ısrarla yok edilmek, saldırıya uğramak durumunda kalmazsak, saldırı yürütülmezse, yok edilme saldırısına girişilmezse, tabii ki demokratik siyasal mücadeleyle bu mücadeleyi yürütme kararlılığımız var.

PKK, HER KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KUTLANMALIDIR

Bu bakımdan halkımızın tabii ki bu 50 yıllık mücadeleyi her zaman anması gerekiyor. Tarihini bilmeyenler, tarihine dayanmayanların geleceği olmaz. Kürtler gelecekte özgür ve demokratik yaşayacaklarsa, bu PKK tarihini bilecekler. Buna sahiplenecekler. Onun yarattığı değerlerle gelecekte özgürlük ve demokrasiyi kazanacaklar. Bu bakımdan PKK’yi sahiplenme önemlidir. PKK Kürt varlığını güvenceye aldı. Kürt varlığını bu noktaya getirdi. Zaten PKK’nin çıkışında en temel amacımız oydu. Özgürlüğü için mücadele eden bir halk yaratmak. Bu bakımdan aslında PKK’nin ilk çıkışındaki, ilk sözlerindeki bütün hedefler başarılmıştır. Evet, PKK de bir zamanlar işte devlet dedi. Yani o yönde yaklaşımları da vardı. Ama onlara başından beri aslında çok katı bir yaklaşım olmadı. Hep böyle halkların kardeşliğini demokratik ortamda olduğu biçimde çözdü. Şimdi zaten ideolojik olarak reel sosyalizmi bıraktık. Onun devlet anlayışını bıraktık. Devletle sosyalizm olmayacağını, sosyalistlerin devletçi olamayacağını ortaya koyduk. Şimdi yeni bir mücadele dönemine girdik. Artık halkımız PKK’yi tabii yıldönümlerde her zaman kutlamalıdır. Bir parti bayramıdır, bir direniş bayramıdır. Dirilişi de varlığı da bu gerçekleştirdi. Bunu anmadan, PKK’nin bu elli yıllık yürüttüğü mücadele bilincini kavramadan, bu mücadeleye öncülük eden önderlik gerçeğini, PKK gerçeğini anlamadan, Kürtler geleceğe sağlıkla bakamazlar, geleceği kuramazlar. Özgürlüğe ve demokratik yaşama kavuşamazlar. Bu bakımdan bu parti yıldönümünde her yerde kutlamalar olmalıdır. Herkes her yerde tartışarak PKK ne yarattı, bize ne verdi, hangi değerleri yarattı, bunun için bilincine varmamız gerekir diyerek kutlamaları bu çerçevede yapmaları gerekir. Her yıl kutlanması, PKK’nin yarattığı değerlerinin daha bilincine varma, derinliğine varma ve böylelikle geleceği kazanma çabası yaklaşımı içinde olunması gerekir.

KADINA KARŞI ŞİDDETE KARŞI OLUNMADAN DEVRİMCİ SOSYALİST OLUNAMAZ

Şiddete maruz kalan ve katledilen Mirabal kardeşleri ve tüm kadınları minnetle ve saygıyla anıyorum. Kadın mücadelesi insanlık mücadelesidir. Kadın mücadelesi özgürlük mücadelesidir. Kadın mücadelesi demokrasi mücadelesidir. Kadın mücadelesi toplumu var etme mücadelesidir. Kadın mücadelesi tüm insanlık değerleri sahiplenme mücadelesidir. Bu bakımdan kadına yönelik şiddet aslında insanlığa saldırıdır, topluma saldırıdır, özgürlüğe saldırıdır. Bütün olumlu değerlere saldırıdır. Bunu böyle görmek gerekir.

Kadın toplumu var eden en temel cinstir. Bu bakımdan insanlığı var eden, toplumu var eden kök hücremizi, kadın olarak gördüğümüzde kadına yönelik saldırıyı sadece bir kadına yönelik şiddet uygulaması değildir. Ya da sadece kadın cinsine yönelik bir saldırı değildir. Bütün topluma, insanlığa, herkese saldırıdır. Bir kadına saldırıyı herkes, dünyada 7 milyar insan var, kendine saldırı olarak görmelidir. Böyle görmeyen kendini tanımamış olur. Kendini tanımaktan uzaktır. İnsanın ne olduğunu, toplumun ne olduğunu anlamamaktır. Bu bakımdan kadına şiddete karşı çıkmak çok önemli bir tutumdur.

Kadına şiddete karşı çıkmadan, kadına yönelik şiddete karşı bilinçli bir tutum almadan, hiç kimse özgürlükçü, demokrat, sosyalist olamaz. Bu kadar önemli bir konudur. Kadına el kaldırmak, insanlığa el kaldırmaktır. Herhangi bir kadına değil bütün herkese el kaldırmaktır. Yani kadına el kaldırmak, o kişinin de kendisini vurmasıdır.

Bu bakımdan kadın konusunu tabii çok iyi anlamak gerekiyor. Bu konuda Önder Apo gerçekten tarihi bir çıkış yaptı, hamle yaptı. Kadın gerçeğini derinliğine açığa çıkardı. Kadınların önüne koydu, insanların önüne koydu. Tam bir kutsal çalışmadır. Tarihin en kutsal çalışmalarından biri Önder Apo’nun kadın özgürlük çıkışıdır, kadın özgürlüğü için yaptığı değerlendirme çalışmalardır. Çok çok önemlidir. Bunun değeri ileride daha da anlaşılacak.

Hala kadın özgürlük çizgisini anlamayanlar var. Sosyalistler bile tam anlamamış. Demokratlar bile tam anlamamış. Kadın özgürlüğünü anlamak, gerçek sosyalist olmak, gerçek demokrat, gerçek özgürlükçü olmaktır. Oradan geçer yani. Bunu böyle belirtmek, vurgulamak gerekiyor. Bu kesindir.

Şimdi kadına şiddet… Yani kadına şiddet uygulamak özellikle günümüzde ne anlama gelir? Kadın ayağa kalktı, kadının güçlenmesinden korku var. Kadının güçlenmesinden korku sadece bir erkeğin korkusu değil. Bir sistem korkusudur. Bu egemenlikçi sistemin, kapitalist sistemin, kapitalist modernist sistemin, devletçi sistemin korkusudur. Kadın güçlendiği takdirde, kadının güçlenmesi, kadın özgürlüğü, genel özgürlük demek, genel demokrasi demektir. Bu da kapitalizmin köküne, devletçiliğin köküne çifte suyu dökmektir. Bu açıdan kadının özgürleşme mücadelesine karşı sistemsel bir saldırı var. Devletlerce saldırı var. Eskisi gibi kaba değil, çok ince saldırılar yürütüyorlar. Her türlü yöntemler. Kadının güçlenmesinden korkuyorlar tabii. Erkeklerde kadın güçlendiği takdirde o binlerce yıllık genlerine işlemiş erkek egemenlik anlayışı yıkılacağını görüyorlar. Egemenlik kompleksi var erkeklerde, bütün erkeklerde var. Binlerce yıl içinde bu yaratılmış. Bu bir kişilerin şu özelliği bu özelliğiyle bağlantılı değil. Şu an adam doğmayla bağlantılı değil, şurada büyümeyle bağlantılı değil. Binlerce yıllık o tarih, insanlık tarihi, toplum tarihi içinde genlerine işlemiştir erkek egemenlik zihniyet. Egemenlik kompleksi vardır yani. Bu nedenle kadınların özgürleşmesini o egemenlik kompleksine saldırı olarak görüyorlar. Kendilerinin bir şey kaybedeceğini sanıyorlar.

O kompleks, kof kompleks, kof egemenlik anlayışı. Bu yönüyle kadın üzerindeki şiddete çıkmak gerekir. Kadına yönelik şiddet çok yönlüdür. Kadına yönelik şiddet binbir suratla ortaya çıkar, çok yönlüdür. Sadece bir fiziki dövme, sadece öldürme değil, o da var. Gerçekten rahatlıkla öldürebiliyor yani. Kaç tane erkek kadın öldürmüş? Ne kadar kadın erkeği öldürmüş? Karşılaştırılsın. Niye erkekler bin kat daha fazla veya on bin kat daha fazla böyle kadınları öldürüyorlar? Kadınlar niye böyle bir şey yapmıyor? Bunun sorgulanması gerekiyor.

ERKEKLER DE KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNE ÇOK ŞEY BORÇLU

Kadının karşısında ses yükseltmekle şiddettir. Erkekler rahatlıkla kadınların karşısında sesini yükseltiyorlar. Kadınlar öyle çok zorlanmazsa, sıkışmazsa seslerini yükseltmezler. Duygusal yaklaşırlar, sineye çekerler. Ancak çok şey olduğu zaman belki tepki gösteriyorlar. Ama erkekler rahatlıkla her zaman bir şey olduğu zaman, karşısında kadın gördüğü zaman sesini rahatlıkla yükseltebiliyorlar. O da bir şiddet türü. Her türlü şiddet var. Toplumsal şiddet var, kültürel şiddet var, ekonomik şiddet var.

Kadınlar diyor ya, biz gece sokağa çıkamıyoruz. Erkekler rahatlıkla geziyor. Niye? Kadınlar da gezer. Bir geleneksel anlayış var. Bu yönüyle gerçekten kadınlar örgütlü, şiddete karşı çıkıyorlar. Onların bu tutumlarını, bu eylemlerini de selamlıyoruz. Selamlıyoruz. Erkek şiddetine karşı çıkmak, her türlü aslında savaş karşıtlığıdır. Her türlü şiddet karşıtlığıdır. Çünkü bütün şiddetlerin kökü, kaynağı orasıdır. Kadına yönelik şiddete hayır demeden savaşa hayır demenin hiçbir anlamı yoktur. Değeri de yoktur. Sahtedir, yalandır yani.

Bu yönüyle kadına yönelik şiddete karşı çıkmak çok çok önemli. Bu vesileyle önderliği bir daha selamlıyoruz saygıyla. Önderlik bu konuda hepimize bilinç kazandırdı. Sadece kadın özgürlüğü çalışması yapmadı. Kadın özgürlüğünün gelişmesini sağlamadı. Bizi de erkekleri de kendi köleliğinden kurtardı yani. Biz de erkeklik kompleksinin, egemenlik kompleksinin köleleriydik. Bu bakımdan kadınlar tabii çok şey borçlu ama erkekler de çok şey borçlu olduğunu görmelidirler.

Bu yönüyle Kürdistan’da işte yurtseverlerimiz var. Kadına yönelik tavırları, davranışları değişmeli. Kadına yönelik şiddete kimse başvurmamalı. Yakınında kadına yönelik tanıdığı akrabasına şiddet uygulanırsa karşı çıkmalıdır. Kölelikten kurtulmuş yani erkek egemenlik kompleksinden kurtulmuş. Erkeklerin de kadına yönelik şiddete karşı çıkmaları gerekiyor. Toplumda bu kültürü yaratmaları gerekiyor yani. Yurtseverim denilecek ama kadına şiddet uygulanacak. Kadın vatan gibidir öyle görmek lazım. Kadına şiddet uygulanması, vatana şiddet uygulanmasına nasıl karşı çıkılıyorsa kadına şiddet uygulanmasına da öyle karşı çıkmak gerekiyor. Bu bakımdan sadece kadınlar şiddete karşı eylem yapsın, sadece kadın sorunu değil esas erkeklerin sorunu. Erkeklerin şiddetinden söz ediyoruz. Erkeklerin şiddetinden söz ediyorsak o zaman erkeklerin bu şiddet kültüründen kurtulmaları gerekiyor. Bu kültür çok çirkin bir şey, çok kötü bir şey. Kadına şiddet uygulayan, yani şiddet kültürü olan erkek çirkin erkektir, kötü erkektir. Ve tabii kadına şiddet uygulayan iyi yurtsever olamaz. İyi özgürlükçü olamaz, iyi demokrat olamaz. Sadece eşit görmeyecek, değerli görecek yani. Hem eşit görecek hem de kadına yaklaşımı en değerli şeydir. Sadece kadınla ilgili değil bütün toplum için en değerli şey olarak görecek.

Bu vesileyle kadınların mücadelesini desteklerken bütün erkekleri de bütün yurtseverleri de bu kadın şiddetine karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Gerçek yurtseverlik, gerçek özgürlük mücadelesi en başta da bu duruşla sağlanır. Bu bilince ulaşmak çok çok önemlidir.

İMRALI ZİYARETİ KARARI ÖNEMLİ

Tabii ki önderliğin yanına gitme kararını olumlu görüyoruz. Zaten bu bizim de talebimizdi. Önder Apo zaten 2012’de de bir komisyon kurulsun dedi. Ben o komisyona düşüneceğimi belirteyim dedi. Önderlik, meclise, Türkiye halkını temsil ettiği söylenen meclise durumu anlatmak istiyor. Neden isyan ettik, neden mücadele ettik? Bu isyan, bu mücadele son bulacaksa, kardeş olacaksak nasıl kardeş olacağız? Bunu tabii ki anlatmak istiyor. Meclise anlatmak, meclis komisyonuna anlatmak, Türkiye halklarına, Türkiye toplumuna anlatmaktır. Önderlik bunu önemli görüyor. Kürtlerin anlaşılmasını istiyor. Kürtler niye isyan etti, neden isyan etti? Şimdi bu isyan bırakılıp kardeşlik yaratılmak isteniyor. Türkiye ile demokratik entegrasyon içine girilmek isteniyor. Bunu anlatmak istiyor meclise. Bu bakımdan tabii ki önemli böyle bir kararın çıkması. Bu Önder Apo’nun istediği bir konuydu, meclisin istediği bir konuydu. Bu bakımdan karar alınmıştır. Hayırlı olmasını diliyoruz.

Tabii ki önemli olan bu kadar görüşme yapıldı. Herkesle görüşme yapıldı. En sonunda Önder Apo ile görüşme yapılıyor. Tabii ki Önder Apo ile görüşme yapılacak, muhatap odur. Önder Apo ile görüşme yapmadan her görüşme yetersiz kalır, eksik kalır. Kürtleri temsil edemez.

Kürt gerçekliğini ortaya koyamaz yani. Evet, bu bakımdan herkesle görüşüldü. Doğal olarak en sonunda Kürtlerin baş müzakereci olduğu, Kürtlerin önder olarak kabul ettiği, Önder Apo ile görüşmek tabii ki önemli bir konudur. Önemli bir adımdır. Yani bu adımın atılması gerekiyordu. Eğer Kürt sorunu çözülecekse, Türkiye demokratikleşecekse bu adım atılması gerekiyordu. Adım atılmıştır. Bu yönüyle biz olumlu görüyoruz. Hayırlara vesile olacağına inanıyoruz.

Bu görüşme tabii ki önemli. Aslında bu görüşmeyle birlikte tabii yeni bir sürece girilecek. Önder Apo ile görüşmeden sonra artık eski süreç tekrar edemez. Tekrar etmesi söz konusu olamaz. Önderlik herkes dinlendi, Önderlik dinlendi. o zaman artık bu tartışmaların, bu değerlendirmelerin sonucu olacak yasa değişiklikleri ve bazı adımların atılması gerekiyor. Yoksa havanda su dövmek olur. En başta Önderliğin özgürlük koşullarının sağlanması lazım. Özgür ve sağlıklı çalışır konumda olması gerekiyor. Böyle bir tarihi sorun çözülecekse tabii ki Önder Apo’nun çeşitli kişilerle, çevrelerle görüşmesi gerekir. Yoksa nasıl olacak? Şimdiye kadar devlet, komisyon görüştü, dinledi. Artık Önderlik devletle görüşüyor, görüştü söylüyor ama topluma da söylemesi gerekiyor. Bir toplumsal sorundur. Topluma da anlatması, toplumun da ikna edilmesinde Önderliğin rol alması gerekiyor. Öyle tek taraflı propaganda yapacaksın, şu kadar Apo kötü, şöyle Kürt sorunu yok ya da şöyledir böyledir diyeceksin. Tek taraflı bu söylemle olmaz. Bu sorunun bu tarafı ne düşünüyor? Çeşitli çevrelerin, toplumsal kesimlerin bunu da bilmesi gerekiyor.

GEÇİŞ YASALARI ÇIKMALI

Öte yandan tabii ki bazı yasaların çıkması gerekiyor. Geçiş yasaları denildi. Evet, PKK feshedildi, silahlar yakıldı, birçok adım atıldı. Şimdi bunun yasal çerçevesi nasıl olacak? Hukuki çerçevesi nasıl olacak? Demokratik siyaset yapılacak. Demokratik siyaset şimdi özgür yapılabiliyor mu? Binlerce demokrat siyasetçi içeride. Hala demokratik siyaset tehdit altında. O zaman demokratik siyasetin özgür yapılacağı bir durumun ortaya çıkması lazım. Buna özgürlük yasaları diyelim. Bu yönüyle tabii ki yeni Önderlikler konuştuktan sonra yeni bir sürece girilmesi gerekiyor. Zaten komisyon raporu hazırlayacak. Bu yönüyle gerçekten devlet bu sorunu çözecekse, Türkiye toplumunun temsilcisi olan meclis bu sorunu çözecekse ciddi yaklaşması gerekiyor. Taktik yaklaşmaması gerekiyor, araçsallaştırılmaması gerekiyor. Ciddi yaklaşmak gerekiyor. Ciddi bir sorun bu. Türkiye’nin yüzyılının yarısı savaşla geçmiş. Bu ne demek? Bir devlet, bir güç bu kadar savaşla uğraşırsa yıpranmaz mı? Birçok şeyi kaybetmez mi? Dengesi bozulur. Dengesi bozulmuştur.

Şimdi bu süreç Türkiye halkları açısından fırsat. Bunu doğru değerlendirerek bu 50 yıl yaşadıkları sorundan kurtulması lazım. Ayağındaki bu bağdan kurtulması lazım. Biz bu adımın, yani Önderlik’le görüşme adımının böyle bir süreç başlatması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle olması gerekiyor.

CHP’NİN GEREKÇELERİ DOĞRU DEĞİL

CHP İmralı’ya gitmeme kararı aldı. Tabii böyle yaklaşırsa CHP Kürt sorununda ciddi bir rol oynayamaz. Evet, söylemde bulunur. İyi söylemler de ifade edebilir ama sorunun çözümüne katkısı fazla olmaz. Şimdi niye böyle bir karar aldılar? Gerçekten yüzeysel bir yaklaşımdır. Bilmem tabanda şu tepki varmış, şuradan bu tepki varmış. Öyle değil, doğru değil. Tabandan öyle tepki gelmezdi. Klasik Kürt karşıtı, Kürt düşmanı, Kürtlerin kimliğinin, varlığının tanınmasını istemeyen çevrelerinin etkisinde kalınarak bu karar alınmıştır. Yoksa CHP’nin tabanı belirttikleri gibi değildir. Çünkü Çukurova’da, Akdeniz’de, Ege’de, Marmara’da CHP’nin tabanıyla Kürtler iç içe yaşıyor. Ve birkaç seçimde de Kürtler yaklaşım nedeniyle CHP’yi başarılı kıldı.

Belediye başkanlığı seçimlerini kazandı, cumhurbaşkanlığı seçiminde en yüksek oyu Kürtlerden aldı. Bu bakımdan, o eskiden vardı evet, bir Kürt karşıtlığı vardı, o Kürt karşıtlığı kırıldı. Bu bakımdan CHP’nin gerekçeleri doğru değil. Çok yüzeysel, basit gerekçeler. Böyle kahvede, bir yerde çeşitli kişilere yapılacak propaganda düzeyindedir. Bu bir devlet sorunu, parti sorunu değil.

AKP’nin yaptıkları var, onu gerekçe gösteriyorlar. Evet, biz de doğru bulmuyoruz. Bu sorun, Türkiye’nin genel sorunuysa toplumsal desteğin arttırılması gerekir. Bu yönüyle CHP’ye karşı yönelik politikaları biz doğru bulmadık zaten. AKP’nin süreç ve çözüm konusundaki yaklaşımlarını doğru bulmadık. Acaba bu araçsallaştırılıyor mu deniyor. Bunlara bir şey demiyoruz. Fakat bu yaklaşım, AKP’nin tutumuyla bağdaştırılacak bir yaklaşım değildir yani. Bu bir devleti ilgilendiren bir konudur, Türkiye halkını ilgilendiren bir konudur. Erdoğan’ı ilgilendiren, AKP’yi ilgilendiren bir konu değildir yani. Bu açıdan AKP şöyle yapıyor, böyle yapıyor diyerek, böyle bir tutuma giderek kendi tutumlarını haklı gösteremezler yani.

Aslında AKP’nin istediği buydu ve AKP’nin oyununa geldiler. Güya kendileri özgür karar almışlar. Öyle değil, özgür bir karar değil. İşte böyle AKP o tür yaklaşımlar içine girerek CHP’yi böyle bir konuma sokmaya çalıştı ve sonunda olan oldu. AKP’nin dediği oldu. Şimdi bundan en fazla sevinenler de AKP’lilerdir. Güya AKP karşıtlığı yapıyorlar.

Şimdi bu konu ciddi bir konudur. Şu söylemler demagojidir, söylemesinler, yapmasınlar yani. Biz bilmem meşru şeylerle konuşacağız, devletle konuşacağız, şu kişiyle bu kişiyle konuşacağız. Bu demagojidir yani. Bu Kürtlerin duygularını dikkate almamaktır. Önder Apo’nun Kürtler içindeki yeri, değeri, anlamı biliniyor. Yok Kürtler içinde etkisi yokmuş. Öyle bir şey yok. O laftır. Önder Apo’ya saygılı olmadan Kürtlere saygı olmaz yani. Herkes bunu bilecek. Şimdi diyor ki işte 50 bin kişi ölmüş. Ya savaş olmuş, savaş. İşte savaş durdurulmak isteniyor. Bir savaş bitirmek isteniyor. Bu tutumlar savaşın devamından yana. 50 bin kişi daha ölsün. Bu anlama geliyor. Evet savaşlarda öldü. Askerler de öldü, gerillalar da öldü. Evet savaş oldu. Şimdi şöyle oldu diyorlar. Bilmem şurada şu kişi şöyle ölmüş. Ya 4 bin tane köy boşaltıldı. Milyonlarca insan göçertildi. 17 bin civarında faili meçhul cinayet var. Yıllarca işkence yapıldı sorgu odalarında. Yüz binlerce insan zindanlara düştü. 10 binlercesi hala cezaevinde. Bu halka neler yapılmadı. Her türlü zulüm yapıldı. Şimdi bilmem bizim şu kadar askerimiz ölmüş. Evet ölmüş ama şu kadar da Kürt genci ölmüş. Bu savaşı yaratan Türk Devleti’nin Kürt politikasıdır. Kürtler boyun eğmemiş, isyan etmiş yani. Şimdi bu savaş durdurulmak isteniyor. Evet bir savaş var, savaş durduruluyor. Barışı zaten savaşanlar yapacak. Mandela’ya da ne diyorlardı? Aynı yaklaşım gösteriliyordu. Ne oldu? Bilmem işte bu örgütün lideri işte bu kadar ölümlerin sorumlusu onunla olmaz. Bu demagojidir. Bu basit bir yaklaşımdır. Bu mahalledeki sıradan bir insana seslenmedir yani. Böyle siyaset mi yapılır? Biz Türkiye toplumu CHP tabanının öyle düşündükleri gibi düşündüğüne inanmıyoruz. Doğru yaklaşım gösterseler taban hepsi desteklerdi. Sen öncüsün. Önce propaganda edeceksin. Tabanda bir şey varsa sen diyeceksin doğrusu budur. Yok bizim tabanımız şöyleymiş, böyleymiş. Bence bunlar yanlış. CHP’nin argümanlarının hepsi yanlış.

CHP YANLIŞINI GÖRMELİ

Şimdi savunmaya geçmişler daha da kötü duruma düşüyorlar. Savunma şunun için yaptık. Şunun için işte heyete şey vermiyoruz, üye vermiyoruz. O kadar sıkışmışlar ki savunmadan her şey rastgele şeyler konuşuyorlar. E şimdi CHP diyor işte programda belirtmiş, Kürt sorunu biz çözeceğiz. Demokrasi içinde biz çözeceğiz. Evet güzel ama bu nasıl olacak? Bu yaklaşımla olmaz. Sen Kürtleri küstüreceksin. Kürt toplumunda tepki alacaksın. Bu demokratik yaklaşım değil. Evet AKP’nin yaptıkları doğru değil, demokratik değil. Fakat bu CHP’nin tutumuna gerekçe olamaz. E o zaman başkaları her zaman seni yönlendirir.

Sen niye şunu bunu gerekçe gösteriyorsun? Doğru nedir? Doğru neyse onu uygulayacaksın. Doğrusu Önder Apo’nun yanına gitmekti. Bu halkın temsilcisidir. Başmüzakereci diyor. AKP’ye oy veren Kürtler de var ama çoğunluk HDP’ye veriyor. DEM Parti’ye veriyor. Bu oy verenler yani büyük çoğunluğu kendi Kürt önderlikleri olarak kabul ediyorlar. Bu gerçekten kaçınılmaz yani. Yok Kürtleri temsil etmiyor.

İşte Selahattin’i dillendiriyorlar. Selahattin şimdi gülüyordur bunlara. O tutum en başta Selahattin’e saygısızlıktır yani. Gitsinler sorsunlar bakayım Selahattin kabul eder mi? Onların bu tutumunu. Selahattin Demirtaş da herkesten daha fazla o heyetin Önder’in yanına gitmesini ister. Kendi yanına değil, Önderliğin yanına gitmesini ister. Bu bakımdan Selahattin lafını da ismini de dillerine almasınlar. Selahattin de bu halkın parçası, bu halkın içinden çıkmış değerli bir siyasetçi. Ve o da bütün Kürtler gibi Önder Apo’yu, Kürt halkının lideri olarak görüyor, başmüzakereci olarak görüyor.

Lider olmak, başmüzakereci olmak masa başında belirlenen bir şey değil. Bir mücadele sonucu, bir siyaset sonucu ortaya çıkıyor. Selahattin Demirtaş da bu siyasetin, bu mücadelenin sonucu ortaya çıktı. Oy aldıysa öyle oy aldı.

Bu yönüyle CHP yanlışını görmelidir. Bakacağız, ne kadar Kürt sorunu çözümü için çaba gösterecek, ne kadar sahiplenecek. Var mı bir Kürt programı? Genel geçer şeyler söylüyor. Var mı ana dilde eğitim? Var mı yerel demokrasi? Var mı Kürt’ün anayasada kimliğinin varlığının kabul edilmesi? Koysun bir proje ortaya. DEMliler defalarca söyledi. CHP öncülük yapsın, ortaya bir program koysun Kürt sorununda. Var mı? Yok.

Genel geçer şeyler söylüyor. Evet, Kürt sorunu var. Var da nasıl çözülecek? Var demek yetmez. Bir de nasıl çözüleceğinin ortaya konulması gerekiyor. Koyacak mı bunları? Demokrasi bunları ortaya koymakla mümkündür. Demokrasiden söz edilecek. AKP’nin demokratik olmayan şeyleri eleştirilecek ama gerçek demokrasinin gereği olan Kürt sorununda gerekli tutum, irade, program ortaya konulmayacak. Bu bakımdan öyle sözle olmaz.

CHP tutumu demokratik değildir. Kürt karşıtlığından etkilenmiş bir karardır, sonuçtur. Bu yönüyle diyelim karşı çıktığı AKP’ninkine benzer bir demokrasi karşıtlığını Kürt halkının iradesine saygı göstermeyerek, Kürtlerin duygularını, iradesini kendilerine göre değerlendirerek CHP yapmaktadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönderTara
Önceki yazı

Karayılan, Sabrî Tendurek’i Anlattı: Demire Su Verilmiş Gibi Çelikleşmiş Bir Kahramandı

Sonraki Yazı

Dosya: Politik Bir Mesele

Sonraki Yazı
Dosya: Politik Bir Mesele

Dosya: Politik Bir Mesele

Pênciwên’de motosiklet hedef alındı: 1 kişi yaşamını yitirdi

Önder Apo'dan 25 Kasım Mesajı

Manşet

  • Münster’de CDU Parti Merkezi Önünde Gençlerden Tiyatro Gösterisi
  • KJK: Rojava ve İran’da Soykırıma Karşı Halkların Direnişi Tarih Yazıyor
  • Berlin’de Gençler Rojava Saldırılarını Protesto Etti
  • Lozan Antlaşması’nın imzalandığı binaya Rojavayı Savunun yazılı pankart asıldı
  • Fankfurt’ta Rojava ya Yönelik Saldırılar Protesto Edildi
  • Kerkük’lü Genç Rojava Direnişinde Şehadete Ulaştı
  • Wan’da Yurtsever Gençlerden Rojava İçin Eylem
  • “Rojava Direnişi’nden Kesitler”

En Çok Okunanlar

  • Rojava İle Dayanışmaya Gelen Enternasyonal Gençler Gözaltına Alındı

    Rojava İle Dayanışmaya Gelen Enternasyonal Gençler Gözaltına Alındı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Bern’de Rojava Nöbet eylemi gençler ve Kurdistanlılar öncülüğünde devam ediyor

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Tevgera Ciwanên Şoreşger Şehit Karker ve Şehit Brûsk’u Andı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Yurtsever Genç Kadınlar Öncülüğünde Gever’de Rojava Eylemi

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Enternasyonalist Gençler Sınır Dışı Edildi

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • YPJ, Şehit Komutan Sîdar Efrîn’in Kimliğini Açıkladı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • TekoJIN, Ögrenciler ve YUNA’dan Rojava Üzerine Seminer

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Êzidî Gençlerden Rojava İçin “ROJPERESTIM” Şiiri

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • QSD, 10 Şehidin Kimliğini Açıkladı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Wan’da Yurtsever Gençlerden Rojava İçin Eylem

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
Şimdi Oynatılan
Nûçe Ciwan

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.

Bizi Takip Edin

  • Telegram
  • Whatsapp
  • Twitter
  • YouTube

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dil
    • Kurmancî
    • Türkçe
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojava
      • Rojhilat
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
  • Gençlik
    • Öğrenci
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.