HABER MERKEZİ – Helin Ali’nin kaleminden.
Fırtına Gençlik Esmeli ve Estirmelidir
Fırtına estiği yeri değiştirmesi ile meşhurdur. Kendiyle beraber bir şeyleri de götürür, sürükler, durmaz ve hareket halindedir. Bu nedenle fırtına önce ve sonrası aynı olmaz. Gençlik olgusu da böyledir. Olduğu ortamı, yeri varlığı ile değiştirir, farklılıklar yaratır. Değişim inancını kendinde görür ve etkiler.
Toplumsal ahlakın çürümüşlüğünü değiştirmekte, yeni oluşumlara girmekte cesaret gerektirir. Apocu gençlik tarihinde de bu hep vardı. Sinsi sinsi içimize girmeye çalışan toplumsal ahlaki yapımızı bozmaya çalışan kendini güçlü zanneden bu güçsüzlüklere karşı mücadele yürütenler her zaman vardı, varolacaktır.
Direnişlerle dolu geçen yılların ardından aynı mahallelerde, sokaklarda genç arkadaşların bu çirkinliklere göz yumması bir erimeye gidişi gösterir. Evlerimizi, dükkanlarımızı, sokaklarımızı savunduğumuz günlerce nöbetler tuttuğumuz sokaklarda şuan uyuşturucu, fuhuş kol gezmektedir. Apocu ruhla donanan bir genç en yakınlarını mücadelede yitiren gençlerimiz buna nasıl ortak olabilmekte veya göz yummaktadır? Fırtına dediğimiz her yeri yakıp kavuran gençliğin bu pasifliğini anlamlandırmak zordur. Önder APO anlam dünyasına büyük önem vermektedir. Bizlerde etrafımızda oluşturulan anlamsızlığın içinde anlam arayışına yönelmeliyiz. Yaşamı anlamlı kılacak olan kendini irade haline getirmektir. Bu ise çirkinliklere dur demekle olur. Sürekli beyni uyuşturulan, kendinden, toplumundan uzaklaşan bir nesil yaratılmaya çalışılıyor. Sokaklarda gençlerin birbirleriyle ilişkileri sadece pazarlık üzerine olmaktadır. Oturup saatlerce tartışacaklar toplumun sorunlarına cevap olabilecekleri bir ortamdan uzaktırlar. Bu anlamsızlıkların içerisinde de anca kendine intiharı meşru görür genç. Bizim elimizi uzatamadığımız her genç bu sorgulamaları kendi içerisinde yaşamaktadır. Bir yoldaşça merhabaya hasret olan gençlerimiz vardır. Bir merhaba ile başlayacak yolda beraber yürümek, yoldaş olabilmek onun dünyasını anlamlandırmaktadır.
Kendisini bile tanımayan bir gencin düşmanını tanıması beklenemez. Düşman kavramı seni sen olmaktan çıkaranların çabasıyla olan bir şeydir. Dönüp aynaya baktığında bir ‘ben’ göremiyorsan artık seni o hale getirenlerdir bu düşmanlar. Okul önünde bir kereden bir şey olmaz demekle başlar bu düşmanlık, sokaklarda neler olduğunun bilgisini vermeye kadar götürür seni. Bizim Kürt gençliğinin direniş mirası bunlar değildir. Direniş mirasına sahip çıkmak gençlerin görevidir. Dur diyebilmek gerekmelidir. Özgür hissetmek beynimizin bedenimizin uyuşturulması değildir. Bu bir bilinç kaymasıdır. Bilincin kaymasıda özgürlük getirmez. Özgürleşmek duygularda başlar yaşama yayılır.
Düşman gençler üzerine bir çok plan yapmaktadır. Kendine göre profil belirlemekte ona göre yakınlaşmaktadır. Önceden Türkiye illerine giden genç kadınları duygusal ilişki adı altında katletmeyi normalleştirmeye çalıştı. Bu katletmeleride biz Kürt genç kadınlarına yetersiz geldiğini düşünerek kendi yurdumuzda bunları yapmaya başladı. Her sene farklı bir olay ile amaçtan uzaklaşmadan toplum içerisinde bunu normalleştirmeye çalıştı. Artık kendi büyüdüğümüz okuduğumuz şehirlerimize girerek taciz, tecavüz ediyor, sonrada katlediyor. Yaşanılan hiçbir intihar bu politikalardan uzak değildir. Toplum adına bir şey bırakmamada bu kadar netleşmiş bir düşman bugün etken veya edilgen her zaman etkilidir. Ve belkide sayamayacağımız onlarca politika daha var.
Tüm bunlar bize, arkadaşlarımıza, ailemize yapılırken biz nasıl mücadele ediyoruz, ya da etmeliyiz? Bu vicdani bir sorumluluktur. Kendimizi değiştirip – dönüştürüceğimize olan inancımızı tazelemeliyiz. Toplumsal ahlakı merkez olarak alıp, sağlayacağımız her dönüşümümüz bir umut olacaktır etrafımıza. Bunu yapmak ve gerçekleştirmek için gücümüz vardır. Tüm genç kadın ve genç erkekleri buna sürükleyebiliriz. Tüm bunlara karşı en yakınımızda küçük bir komün kurup buna karşı mücadele etmeliyiz. Sokaklarda konuşacağımız her bir genci bu anlamda bilinçlendirebiliriz. Her kurtulan genç kadın ve erkekler komüne katıp, komünümüzü büyütebiliriz. Ve görün o sokaklar daha fazla yaşanılır ve güvenilir olacaktır. Evlerin, sokakların eski neşeleri, gülmeleri, kokuları bile değişecektir.
Bu nedenle diyoruz Fırtına gençlik esmeli, estirmelidir. Bizleri kalıplara koymaya çalışanlara inat here yerde var olduğumuzu, irademizi göstermeliyiz.
Dağlarında şehirlerindeki bu fırtınalı mücadele geleneğinin esintilerini sürdürmenin vaktidir. Fırtınaların bizi savurmasına izin vermeden bizler fırtına olacağız. Her alanda Barış ve Demokratik Toplum manifestosu etrafında örgütlenmelerimizi sağlamalıyız. Gençliğin sesi olabilmeli, ses olabilmeliyiz.
Helin Ali



