Enter your email Address

Cumartesi, Şubat 21, 2026
  • Kurmancî
  • Türkçe
[email protected]
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojhilat
      • Rojava
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
    • Dergiler
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Kürdistan Gençliği
    • Öğrenci
    • Avrupa
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Kültür Sanat ve Spor
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Nûçe Ciwan
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Haberler

Dilimiz Komünal Birliğimizi Kurar

21/02/2026 - 11:04
içinde Haberler, Kültür Sanat ve Spor, Manşet, Toplumsal, Tüm Haberler
Reading Time: 15 mins read
A A
Dilimiz Komünal Birliğimizi Kurar
PaylaşTweetle

HABER MERKEZİ – Sinan Şahin’in Kaleminden 

Dünya Anadil Günü vesilesiyle öncelikle şunu söylemeliyim; hepimiz annelerimize borçluyuz; çünkü dilimizi koruyup bugüne ulaştırdılar. Aynı şekilde insanlık olarak da doğuran anneye borçluyuz; anne ile çocuk arasındaki ilişki ve çocuğunu koruma amacıyla ilk söz kadının ağzından çıkmıştır. Bu vesileyle bütün insanlık konuşmayı öğrenmiş ve dil sahibi olmuştur. Bu temelde bir kez daha, dil sahibi olmamıza ve düşünce ile inancımızı dile getirebilmemize vesile olan tüm annelere saygımızı sunuyoruz. Bütün evrende ve canlılar dünyasında kendini ifade etmenin ve dile getirmenin bir biçimi vardır. Renkle, sesle, tınıyla, çağrıyla; her varlığın duygularını, hareketlerini ve düşüncesini ifade eden bir dili vardır. Biz insanlar onların dilini anlamayabiliriz, fakat onlar birbirlerini gayet iyi anlar ve aralarındaki iletişim kusursuzdur. İnsanda da bütün arayışların temelinde kendini ifade etme çabası vardır.

Bir yönüyle bu, insanın zihinsel sistemiyle bağlantılı olabilir; fakat diğer yönüyle bütün canlılarda ilişkiler kurmaya yönelik duyusal bir zekâ ve bilinç vardır ve bu arayış her zaman var olmuştur. Duyusal bilinç ve zekânın yaşamla çok güçlü bir bağı vardır; yaşam anne etrafında şekillendiği için kadın, yaşam, dil ve anlam arasındaki bağ çok derindir ve bazı aşamalarda dil ile yaşam aynı anlama gelir. Bu nedenle unutmamalıyız ki insanlık tarihindeki ilk devrim dil devrimidir. İnsanlık tarihindeki ilk devrimden söz ederken ve bugünün gelişmelerine baktığımızda, anadil üzerindeki yasakları, Kürtçe üzerindeki yasakları yan yana koyduğumuzda derin bir paradoksla karşı karşıya kalırız. Tek kelimeyle, bütün dünya Dünya Anadil Günü’nü kutlarken, hâlâ Kürt toplumu üzerinde Kürtçe konuşma yasağı dayatılmaktadır.

Acaba canlılar birbirlerinin sesini ve konuşma biçimini hiç yasaklar mı? Hiçbir canlı bülbüle ‘sesini çıkarma’ diyebilir mi? Ya da sabah köylüleri tatlı uykularından uyandıran horoza ‘ötmeyi kes’ diyen oldu mu?  Çoban, köpeklerin havlamasından kurdun sürüye yaklaştığını anlar; hiç çobanın köpeğine ‘sesini kes’ dediğini gördünüz mü? Böyle bir şey olmamıştır ve olmayacaktır. Doğadaki bütün canlıların ve doğanın da bir sesi vardır. Sesten söz ettiğimizde bu, onların dili olduğu anlamına gelir. Bugüne kadar biz insanlar, hayvanların birbirlerine dil yasağı uyguladığını görmedik. Bütün canlılar seslerini özgürce çıkarır; yalnızca insanlarda dili yasaklama anlayışı ve siyaseti bir ‘bilinç’ olarak gelişmiştir. İnsanlık içinde de en fazla Kürt halkı üzerinde dil yasağı politikası dayatılmış ve uygulanmıştır. Bir kedi miyavlayarak yavrularını etrafına toplar; çünkü o ses aralarındaki ilişkinin düzeyini belirler. O halde anadil yasaklanırsa, biz nasıl bir araya geleceğiz ve varlığımızı nasıl sürdüreceğiz?

KÜRT ULUSUNUN DİLİ HALA YASAK

Bu yüzden bilmeliyiz ki dilimiz varlığımızdır; dilimiz yasaklandığında hedeflenen şey parçalanmamızdır ve parçalanmanın amacı da yok oluşumuzdur. Hayvanlar ve bitkiler dışında bir örnek verelim; konuşamayan (dilsiz) bir insan gördüğümüzde neden duygusal olarak etkileniriz? Onları anlamak için çaba gösterir, onlarla ilgileniriz; sadece anlama ve duygu alanında bir birlik kurabilmek ve onlara yardımcı olabilmek için. Çünkü biz insanız. Günümüzde işitme ve konuşma engelli bireylerin kimliklerini, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmeleri için özel bir dil ve eğitim biçimi vardır ve onlar için özel okullar açılmıştır. Neden bu okullar engelli bireyler için açılıyor? Çünkü nihayetinde insanlar birbirlerinin dilini anlasın ve o bireyler kendilerini diğer insanlardan daha eksik hissetmesin diyedir. Konuşma imkânı olmayanlar için okullar açılıyor ki açılmalıdır ve bu konuda hak sahibidirler; fakat bugün 60 milyonluk bir nüfusa sahip, lehçeleri ve son derece zengin bir dili olan Kürt ulusunun dili hâlâ yasaklanıyor ve dünyanın hiçbir ülkesinde resmi bir Kürtçe okul bulunmuyor.

Bu başlı başına büyük bir çelişkidir ve bu gerçekliğin temelinde özel bir politika yürütülmektedir. İnsanlık tarihinde insana, kültüre ve insanlık ahlakına karşı bütün şiddet yöntemleri denenmiştir. Bu yöntemler kalıcı olmamış ve insanlar birbirlerine karşı bunları sürdürememiştir. Özellikle Kürt ulusu üzerinde inkârın bütün yöntemleri meşru görülmüş; varlıkları gizli ve açık biçimde yasaklanmış, fiziksel ve kültürel imhaya varan politikalar uygulanmış ve bu politikalar hâlâ sürmektedir. Kürtleri ilgilendiren bütün konularda topyekûn inkâr siyaseti yürütülürken, özellikle dil alanında çok daha ince ve sinsi yöntemler devreye sokulmuştur. Yasaklamayla birlikte asimilasyon politikası da düşmanın temel yöntemlerinden biri olmuştur. Yalnızca yasaklamakla kalmamakta, aynı zamanda eritme ve yok etme ile de karşı karşıya bırakmaktadır. Bugüne kadar kendi dillerinde bir okul açılmasına izin verilmemiştir. İzin verilse bile bu ancak o devletin siyasetini kabul etme temelinde mümkündür.

Yani Kürtlerin, kendi dillerinde bir okul açılabilmesi için önce kendilerini inkâr etmeleri istenmektedir. Bunun dışında Kürt halkı, devlet kurumları dışında kurumlar açtığında suçlanmakta, o devletin vatandaşları gibi görülmekte; bunun temelinde derin bir ulusal ayrımcılık vardır ve bu durum milliyetçiliğin en uç noktasına kadar varmaktadır. Anadilini konuşma denildiğinde, bir ulusun varlığı bütünüyle inkâr edilmiş olur. Peki, bu ne kadar ahlaki ve aklidir? Kendi dilini konuşma denildiğinde, o ulusa dilsiz ol ve siyaset yapma denmiş olur. Son süreçlerde Kürt halkına dayatılan siyaset şudur; ‘Haklarınızı mı istiyorsunuz? Olabilir; ama hak sahibi olmayı bizim istediğimiz gibi kabul edeceksiniz. Kendi yöntemlerinizle mücadele etmeyeceksiniz. Biz ne zaman istersek, o zaman size hak veririz; o zaman da söyleyecek bir sözünüz kalmaz.’ Bugün siyasal alandaki bütün sistemler bu yaklaşımı Kürt halkına dayatmaktadır; bu dayatma yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi anadil meselesinde de geçerlidir.

DİL VAROLUŞUN KENDİSİDİR

Kürt halkına dayatılan siyasetin özünde tek bir bilinç vardır; o da Kürt halkının önüne yaşam için yalnızca tek bir yol bırakmaktır. Kürtlere denilmektedir ki; ‘Kendi köklerin üzerinde yaşama; eğer düşmanlarının istediği gibi yaşarsan, o zaman yaşam hakkın vardır.’ Düşman bizim dilimizi yasakladığında, kendi dilini, kültürünü ve bilincini varlık alanımıza taşır; kendi dilini bize tatlı bir şerbet gibi içirir. Fakat unutmamalıyız ki anadilimizi unuttuğumuzda ve düşmanlarımızın diliyle konuşmaya başladığımızda, onların kültürüyle ki bizim gerçekliğimizden uzaktır, yaşayıp hareket ettiğimizde, o sözde tatlı şerbet aslında varlığımızı inkar eden zehirdir ve o zehri üzerimize boşaltmaktadırlar. Bu temelde, eğer dilimiz varlığımız ise, anadilimizi koruyarak varlığımızı da korumuş oluruz. Artık aklı ve yüreğiyle varoluş mücadelesinde eşsiz bir direniş yürüten Kürt halkı, anadilinde eğitim hakkı mücadelesini de en üst seviyeye çıkarmalı; bütün inkâr ve baskı yöntemlerine karşı çalışma, mücadele ve eylemler içinde olmalıdır.

Rêber Apo ve Özgürlük Hareketi sayesinde Kürt kişiliğinde dil, kültür, edebiyat ve sanat alanında yeni bir bilinç gelişti; bunların korunması için büyük bedeller ödendi. Ortaya çıkan düzey oldukça değerlidir ve birçok alanda Kürtçenin her gün gelişmesine vesile olmuştur. Ancak mevcut düzey yeterli değildir. Kürtçenin zenginliğinin, her lehçenin kendi içinde gelişmeler yaratması gerekir; bununla birlikte Kürt dili ve lehçeleri eğitim ve sanat alanında birlik sağladığında, bu durum eşsiz ürünler ortaya çıkaracak ve Kürt dil tarihinin mirasına dönüşecektir. Bu durum öncelikle asimilasyon politikasının önünü kesecektir. Bu nedenle ben Kürdüm diyen herkes, asimilasyon siyasetine karşı mücadele içinde olmalı ve kendi kendini asimile etme yöntemlerine hayır demelidir. Çünkü öz-asimilasyonun kapılarını açık bırakanlar, henüz Kürtçenin zenginliğinin bilincinde olmayanlardır. Düşman işkence, şiddet ve saldırı yöntemleriyle dilimizi yok edemeyince, özel savaş yöntemlerine başvurdu ve bu yolla sonuç almak istedi.

Biz de bu siyasetin yöntemlerine yardımcı olmamalıyız. Çünkü Kürtlerin düşmanları bu yöntemlerle başarılı olamamıştır. Elbette biz Kürtler dil zenginliğine karşı değiliz; başka dilleri toplumunda en fazla barındıran halklardan biri de Kürt halkıdır. Fakat unutmamalıyız ki başka ulusların dillerini temel dil haline getirip konuşmaya başladığımızda ve tercihlerimiz giderek yabancı dillere yöneldiğinde, bu durum kendi dilimizi geliştirmez; zamanla dilimizin zenginliği yoksullaşmaya dönüşür. Eğer dilimiz bugüne kadar direniş kültürüyle varlığını sürdürebilmişse, bu alandaki mücadele dilimizi yaşatmanın en doğru yoludur ve bu mücadele meşru bir haktır. Bu temelde yaşamın bütün alanlarında kendi dilimizle konuşmak ve yazmak yetmez; aynı zamanda çevremizdeki herkeste dil bilincini inşa etmeliyiz. Dil konusunda annelerimize borçluyuz; çünkü onların sayesinde dilimiz bugüne kadar korunup getirildi.

YAŞAM KÜRTÇE İLE DAHA GÜZEL VE ANLAMLI

Bu yüzden temel görev annelerimizin omuzlarındadır; herkese Kürtçe konuş demelidirler. Annelerimiz bilmelidir ki görevleri bitmemiştir; tersine, tarihsel bir mücadelenin sorumluluğu onların omuzlarındadır. Çünkü her anne bir dil okuludur; çocuklarımız ve gençlerimiz de annelerinin sözlerine kulak vermelidir. Biz de dilimizi korumak ve geleceğe taşımakla yükümlüyüz. Bu mirasa sahip çıkmak, ülkemize ve ana kültürümüze sahip çıkmaktır. Bu nedenle dil konusunda omuzlarımızda tarihsel bir sorumluluk vardır; bu görev ve sorumluluğa sahip çıkmak, kendi öz varlığımıza sahip çıkmaktır. Dil dediğimizde yalnızca Kürtçe konuşmayı kastetmiyoruz. Dilimiz kültürümüzü, ahlakımızı ve tarihimizi içinde taşır; en önemlisi de kimliğimiz dilimizde saklıdır. Bu yüzden dil bütünlüklü bir formüldür; dilimiz bizi bir ulus olarak dünyaya biz Kürdüz diye tanıtır, biz de kendimizi dilimizle tanırız. Bu nedenle biz dilsiz olamayız, dil de bizsiz olamaz.

Ne zaman dilimizden uzaklaştırıldıysak, her zaman dilimizi yaşatma mücadelesini yürüttük. Fakat artık ilk kez konuşmayı öğreten anneye borcumuzu ödeme zamanı gelmiştir. Anne bizi konuşmaya alıştırdı; biz de artık yalnızca tarihten gelen sözleri tekrar etmekle yetinmeyip okullar açmalı ve anadilimizin yasalarda yerini bulup resmi statü kazanması için çaba göstermeliyiz. Anadilimiz değerlidir; onun için en üst düzeyde, en anlamlı mücadeleyi yürütmeliyiz. Kadınlara ve annelere yönelik saldırılar, Kürtçeye yönelik saldırılardan ayrı değildir; çünkü dilimiz annelerimizin bilincinde ve ruhunda saklıdır, bize her şeyi onlar öğretir. Bu nedenle Kürt kadınına ve Kürtçeye yönelik saldırılar aynı bilinçle yürütülmektedir. Annelerimize ne kadar saldırıyor ve onlara Kürtçe konuşmayın deniliyorsa, Kürt toplumuna da o ölçüde sizin dil hakkınız yoktur denilmektedir.

Komünal yaşamdan ve öz savunmadan söz ettiğimizde, doğrudan kökleri üzerinde yükselen özgün bir yaşamdan söz ederiz. Komün ne kadar ortak bir yol ve amaç etrafında bir araya geliyorsa, o ölçüde ortak bir dile sahip olmalıdır. Kürdistan’daki en küçük komünden en büyüğüne kadar her komünün temel ilkelerinden biri anadili korumak ve geliştirmek olmalıdır. Aynı zamanda kendi tarih ve kültürü hakkında bilgi sahibi olmak ve sürekli araştırma içinde bulunmak için mutlaka akademik bir çalışma yürütmek gerekmez. Aksine, bölgesel şiveleri korumak, atasözlerini yaşatmak, eski hikâye ve destanları canlı tutmak başlı başına Kürtçeyi koruma mücadelesidir. Komünal yaşamın biçimi, yolu ve yöntemi binlerce yıllık bir tarihe sahiptir ve biz Kürtler de bu gerçeklikten uzak değiliz. Bu nedenle, özgün komünal yaşamın tarihsel gerçekliğinin dilin gelişiminde nasıl rol oynadığını ve tarih boyunca kendini nasıl sürdürdüğünü, bir komün üyesi olarak bilinç düzeyinde kavramalıyız.

KİMSE ANADİLİMİZE YÖNELİK SALDIRILARA GÖZ YUMMAMALIDIR

Kürdistan’da Kürtçe dil komünlerinin kurulması gerekir; bu komünler, dilimize yönelik saldırılar karşısında öz savunma gücüne sahip olmalıdır. Hiç kimse dilimize yönelik saldırılara gözlerini kapatmamalıdır. Komün sistemiyle dilimizi geliştirecek ve öz gücümüzle onu koruyacağız. Çünkü dili korumak, kendimizi korumaktır. Bir toplumda ya da aile içinde birbirimizi anlamak veya annemizin bize bir şey söylemesi için başka bir ulusun diliyle konuşmak zorunda değiliz. Hayır! O halde biz de bütün işlerimizi kendi dilimizle yürütelim ki birbirimizi daha iyi anlayabilelim. Eğer varlığımızı komün bilinci ve sistemiyle koruyacaksak, o zaman her şeyden önce anadil komünlerinin kurulması gerekir ve her yaştan insan bu komünlerde yer almalıdır. Özellikle çocukların anadil komünlerinde daha fazla yer alması gerekir; çünkü dilin temelleri çocuklukta inşa edilir.

Dilimiz komünal birliğimizi kurar ve zenginliğimizi dünyaya tanıtır. Elbette başka diller de bizim dil komünümüzde yer alabilir; ancak kendi dilimize sahip çıkmak, hem kendi varlığımıza hem de diğer ulusların varlığına sahip çıkmaktır. Varlık ne kadar bilinçli olursa, o kadar özgürlüğe doğru yürüyebilir ve tarihe altın harflerle yazılacak bir örnek bırakabilir. Bugün dilimizin izlerini tarihte görüyoruz; fakat bu izler silinsin diye işgalciler her türlü siyaseti yürütmektedir. Buna karşılık, ortak komün yaşam sistemiyle dilimizin varlığını koruyabiliriz. Kürtler nasıl ki varlık mücadelesinde başarı kazandıysa, özgürlük mücadelesinde ve anadilin resmileşmesinde de başarı kazanacaktır. Bu bir hayal değil, geleceğe dair büyük bir umuttur.

Haklarınızı sizin mücadelenize göre değil, bizim istediğimiz bilinç ve ölçülere göre veririz diyen anlayışa karşı; özgürlüğümü kendi bilincimde ararım, kendi bilincimden vazgeçmem; benim bilincimdeki özgürlük, senin dayattığın özgürlükten daha gerçektir demek gerekir.  Kürt halkı, varlığına ve diline sahip çıkarak bu siyasete karşı duracak ve doğal haklarını elde edene kadar ortak, hak temelli yaşamı tercih edecektir. Sevindiğimizde ya da hüzünlendiğimizde duygularımızı ifade ettiğimiz temel dil anadilimiz değil midir? Bir şarkı dinlemek ya da söylemek istediğimizde önce hangi şarkı aklımıza gelir ve hangi dildeki şarkı ve şiirleri dinleriz? Kürtçe değil mi? Ne zaman rüyalarımızı Kürtçe görürsek, işte o zaman anadilimizin en gerçek koruyucuları oluruz. Dilimizin sırrı onun kadim oluşundan gelir. Kürtçe yaşayalım ve anadilimize sahip çıkalım.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönderTara
Önceki yazı

Amedspor Suç Duyurusunda Bulunacak

Sonraki Yazı

Kobanê’de Kuşatmanın 32’nci Günü

Sonraki Yazı
Kobanê’de Kuşatmanın 32’nci Günü

Kobanê’de Kuşatmanın 32'nci Günü

Manşet

  • Kobanê’de Kuşatmanın 32’nci Günü
  • Dilimiz Komünal Birliğimizi Kurar
  • Amedspor Suç Duyurusunda Bulunacak
  • Suriye’de Kürtlere Vatandaşlık Kararnamesinin Uygulama Yönetmeliği Yayımlandı
  • ‘Kirasê Ji Agir’ Belgeseli Wan’da İzleyiciyle Buluştu
  • Komisyon Raporu Meclis Sitesinde Yayımlandı
  • Sarı-Kırmızı-Yeşil Renklerle Halay Çekmek Tutuklanma Gerekçesi Yapıldı!
  • Amedspor’a 634 Bin TL Ceza

En Çok Okunanlar

  • Komisyon Raporu Meclis Sitesinde Yayımlandı

    Komisyon Raporu Meclis Sitesinde Yayımlandı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Suriye’de Kürtlere Vatandaşlık Kararnamesinin Uygulama Yönetmeliği Yayımlandı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • QSD, Reqa’da Şehit Düşen 4 Savaşçının Kimliklerini Açıkladı

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • TJK-E 1-10 Mart Tarihleri Arasında Alanlarda Olacak

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Amedspor’a 634 Bin TL Ceza

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Avrupa’daki Kürt Enstitüler: Dilimiz Onurumuzdur

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Amedspor Suç Duyurusunda Bulunacak

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • İnsan hakları krizi derinleşiyor

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • Kobanê’de Kuşatmanın 32’nci Günü

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
  • KNK’den Dünya Anadil Günü Açıklaması

    0 paylaşımlar
    Paylaş 0 Tweet 0
Şimdi Oynatılan
Nûçe Ciwan

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.

Bizi Takip Edin

  • Telegram
  • Whatsapp
  • Twitter
  • YouTube

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Dil
    • Kurmancî
    • Türkçe
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Kurdistan
      • Bakur
      • Başûr
      • Rojava
      • Rojhilat
    • Ortadoğu
    • Avrupa
    • Dünya Çapında
  • Derinlik
    • Analiz
    • Röportajlar
    • Açıklamalar
  • Gençlik
    • Öğrenci
    • Enternasyonal
    • Eylemler
    • Werin Cenga Azadiyê
  • Önemli Başlıklar
    • Önder Apo
    • Şehitler Anısına
    • Devrimci Halk Savaşı
    • Kimyasal silahlar
  • Özel
  • Tüm Haberler

Copyright © Nûçe Ciwan 2018. Tüm hakları saklıdır.