HABER MERKEZİ – 15 Şubat, Kürt halkı için yalnızca bir tarih değil, uluslararası komplonun ve buna karşı geliştirilen büyük direnişin adı olarak hafızalara kazındı. 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslararası komployla Önder Apo’nun İmralı’ya götürüldü; bu tarih Kürt halkı tarafından “kara gün” ve aynı zamanda direnişin başlangıcı olarak tanımlandı.
Komploya karşı bedenlerini ateşe vererek “Güneşimizi karartamazsınız” diyen Halit Oral, Rojbin (Rotinda), Beritan (Kurde) ve tüm devrim şehitleri, Önderlik etrafında gelişen mücadelenin sembolleri haline geldi. Bugün bu direniş çizgisi, şehitlerin anısı ve mücadele kararlılığıyla büyüyerek sürüyor.
İmralı işkence ve tecrit sisteminin 28. yılına girilirken, 15 Şubat’ın Kürt halkına yönelik inkâr ve imha politikalarının tarihsel bir devamı olduğu vurgulanıyor. Bu sürecin kökleri, iki yüzyılı aşkın süredir sürdürülen baskı politikalarına, özellikle 1925’teki Şeyh Said direnişinin katliamla bastırılmasına kadar uzanıyor.
Uluslararası komplo, yalnızca Önder Apo’yu değil, Ortadoğu halklarının demokratik geleceğini hedef aldı. Ancak İmralı’da geliştirilen direniş, bu planları boşa çıkararak Kürt sorununu bölgesel ve küresel düzeyde tartışılan bir mesele haline getirdi.
10 Ekim 2023’te 74 ülkede eş zamanlı başlatılan “Önder Apo’ya fiziki özgürlük, Kürt sorununa siyasi çözüm” hamlesi, bu direnişin dünya çapındaki yansıması oldu. Yıl boyunca milyonlarca insan sokaklara çıkarak özgürlüğü Önder Apo’nun özgürlüğüyle ilişkilendirdi; kadınlar ise eylemlerin ön saflarında yer aldı.
Son dönemde yoğunlaşan baskı politikaları, yargı mekanizmaları ve siyasal alanın daraltılması, 15 Şubat komplosunun etkilerinin sürdüğünü gösteriyor. Buna karşılık, Kürt sorununun çözümünün inkâr ve imha politikalarında değil, diyalog ve demokratik çözümde olduğu vurgulanıyor.
Kadın özgürlüğüne dayalı demokratik yaşam perspektifi, bu mücadelenin temel eksenlerinden biri olarak öne çıkıyor. İmralı koşullarında dahi geliştirilen düşünsel çerçeve; kadın öncülüğü, toplumsal direniş ve gerilla mücadelesiyle birleşerek dünya çapında yankı bulan “Jin Jiyan Azadî” sloganında somutlaşıyor.
15 Şubat, bu nedenle yalnızca bir yas günü değil, aynı zamanda mücadeleyi büyütme ve özgürlük hedefini gerçekleştirme çağrısı olarak görülüyor. Kürt soykırım günü olarak tanımlanan bu tarihin, özgürlük gününe dönüştürülmesi hedefiyle direnişin sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor.
İmralı tecrit sisteminin parçalanması ve Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması, çözümün temel koşulu olarak öne çıkıyor. 15 Şubat, direnişin büyütülmesi ve özgür geleceğin inşası için tarihsel bir çağrı niteliği taşıyor.


