HABER MERKEZİ – PJAK (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) 15 Şubat komplosunun yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.
Komplocuların Önder Apo üzerindeki tecritle halkı özgür ve demokratik bir yaşam umudundan uzaklaştırmayı hedeflediği belirtilen açıklamada, “O günden bu yana komplonun devamı olan askeri ve siyasi savaşın teşvik edilmesi nedeniyle Kürdistan ve Ortadoğu bir kan gölüne dönüşmüştür. O dönemden itibaren Üçüncü Dünya Savaşı’na dönüşen bu süreç, Kürtlere karşı bir komplo ile başlayarak Ortadoğu’daki tüm uluslara karşı bir komploya dönüşene kadar devam etti” denildi.
Önder Apo’nun güçlü bir irade ve mücadeleyle komployu önleyerek yeni bir yol inşa ettiği vurgulanarak, Önder Apo’nun ‘kadın özgürlüğüne dayalı demokratik ve ekolojik bir toplum’ paradigmasıyla komployu ve komplocu güçleri alt ettiğinin ve enternasyonalist toplumsal kurtuluş hareketlerine yeni bir soluk kazandırdığının altı çizildi.
PARİS ANLAŞMASI, ULUSLARARASI KOMPLONUN İKİNCİ AŞAMASIYDI
“Önder Apo’nun, Kürt halkı ve ezilen tüm halkların uyanışını temel alan ve çoğunun Rojava deneyimine yönelmesini sağlayan bu büyük mücadelesi, komplocuların komplosunun tam tersiydi” denilen açıklamada devamla şunlar ifade edildi: “Rojava halklarının devriminin zirveye ulaştığını gören güçler, komplonun ikinci aşamasını başlatarak 5 Ocak 2026’daki Paris Anlaşması’ndan sonra, 6 Ocak’ta Rojava’ya saldırı için yeşil ışık yaktılar. Rojava modelinin Ortadoğu’da örnek alınacak bir model ve ideal haline gelmesini istemiyorlardı. Ancak Kürt halkının ve Önder Apo öncülüğündeki güçlerin direnişi, komplonun hasarını bir ölçüde durdurdu. Önder Apo İmralı’da ‘Kürt siyasi aklı ve iradesini’ inşa etti ve onu yüksek bir seviyeye taşıdı. Böylece halkı demokratik ulusal birlik aşamasına getirdi. Kürdistan’ın dört parçasındaki birlik sonucu, Rojava savaşçılarının önderliğinde büyük bir mücadele ortaya çıktı ve hegemonik güçlerin senaryoları bir kez daha yenilgiye uğradı.
Rojava’ya yönelik saldırılar, 15 Şubat 1999’da başlatılan uluslararası komplonun ikinci aşaması ve ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini sekteye uğratma girişimiydi. Rojava’ya yapılan saldırı, Önder Apo’nun paradigmasının başarısını ve paradigmanın Kürdistan’ın dört parçasına yayılmasını engelleme amacı taşıyordu. Kürt halkını umutsuz bırakmak ve özgür bir yaşama ulaşmalarını engellemek istiyorlardı. Önder Apo geçen yıl bu yeni komployu öngörmüş ve barış ve demokratik entegrasyon sürecini başlatmıştı.”
KÜRT DEVRİMİ YENİ BİR AŞAMAYA TAŞINDI
‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini kendi çıkarlarına aykırı gören güçlerin, bu süreci baltalamak için uluslararası komplonun ikinci adımını başlattığı aktarılan açıklama şöyle devam etti: “Bu komplonun küresel destekçileri olduğu açıkça ortadadır, Türkiye bu sürecin uygulanması noktasında yıkıcı rolünü üstlenmiştir. Bu durum, tecritin ve İmralı sisteminin Kürtlere karşı soykırım politikalarının devamı olduğunu ortaya koymuştur. Kürt halkının buna cevabı, 1999’da tüm dünya güçlerine verdikleri gibi çok netti. Halkımız demokratik ulusal birliği geliştirerek, ulusal birlik sürecini 1999 ayaklanması kadar görkemli bir seviyeye taşıdı. Bununla Kürt devrimi yeni bir aşamaya taşındı ve Kürtlerin sesi uluslararası arenada daha yüksek bir seviyeye yükseltildi. Bu da Kürt sorununun küreselleştirilmesinin komplonun ikinci aşamasına karşı elde ettiği bir başka başarı oldu.
İlam ve Kirmanşan’dan Rojava’ya değin, Kürdistan’ın dört parçasında yapılan saldırıların ve süreci bozma girişimlerinin Üçüncü Dünya Savaşı’nın ve Kürt halkına karşı yürütülen komplonun daha da şiddetlendiğini kanıtladığı vurgulandı. Mücadelenin de bu gerçekliğe uygun şekilde yürütülmesi gerektiği ifade edilerek, “Ancak askeri yöntemler artık Kürt sorununun çözümü değildir, bu krizleri ve savaşları derinleştirmektedir. Kürtlere karşı savaşlar ve komplolar daha da yoğunlaştı ancak tümü de yenilmeye mahkumdur” denildi.
Rojhilat Kürdistan’daki halkın bir kez daha öldürülme, susturulma, tutuklanma ve işkenceyle karşı karşıya kaldığı ifade edilen açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi; “Bu koşullar altında, demokrasiye ve özgür bir geleceğe ulaşmanın tek yolu mücadele ve demokratik ulusal birliktir. Kürt muhalefeti bu görevi yerine getirmeye olan bağlılığını sürdürmektedir. Partimiz PJAK, bu hakikate ve bu hassas sürecin bilincine uygun olarak mücadelesini sürdürecektir. Uluslararası komplonun yenilgiye uğratılması, Önder Apo’nun ve Kürt halkının özgürlüğünün sağlanmasıyla birbirini tamamlayan niteliktedir. Halkımızın birliğini selamlıyor, uluslararası komployu kırabileceğimize ve halkımızı özgürlüğe kavuşturabileceğimize olan inancımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”


