HABER MERKEZİ – Viyan Amed’in kaleminden.
KOMPLOYA KARŞI MÜCADELE
ÇARMIHTA OLAN KADINI ÖZGÜRLEŞTİRME MÜCADELESİDİR!
Komplonun 27. yılını tamamlayarak 28. yılına girerken geçen süreyi özgürlük mücadelemiz, özgür kadın çizgimizde ve tüm dünya halkları açısından değerlendirmek önemli olmaktadır. Geçmişle gelecek arasında doğru bir bağlantı kurabilmek, günümüze ve geleceğimize daha başarılı, özgür olarak yürümenin yönünü de belirleyecektir.
Uluslararası komplo’nun ve ona karşı mücadelenin 27. yılına girerken, dönüp geriye baktığımızda zorlu ve bir o kadar da sorgulatıcı boyutlarla ele almak önem taşır. Özellikle yurtsever genç kadınlar olarak, yeniden değerlendirmemiz gereken bir zaman dilimi olmaktadır. Genç kadınlar olarak birçoğumuz komplo sonrası dünyaya gelmiş yada çocuk yaşlarda komplo gerçekliği ile Önderliğimizi tanıdık. Bu gerçeği yaşama, bu gerçeklikten anladıklarımız, 27 yıldır Önder Apo’nun fiziki olarak büyük bir tecrit altında olmasında ki yetersiz yoldaşlığımız yine komploya karşı duruşumuz neydi hususuna cevap vermek çok önemli. Buna karşı genç kadınlar olarak doğru bir sorgulama yapmak, 15 Şubat komplo gerçeğini iyi görmek, 15 Şubat’tan 27 Şubat’a “barış ve demokrasi” süreci ile gelinen aşamada görev ve sorumluluklarımızın bilinci içinde çalışmalarımıza yüklenerek kendimizi tekrar gözden geçirmemiz ve Önder Apo’nun manifesto ile belirttiği hesaplaşma sürecinin en büyük özeleştisini komünleşme ile vermemiz gerekir. Sonuç olarak, 15 Şubat komplosu üzerine, 27 yıl içerisinde çok şey dile geldi, anlatıldı ve yazıldı. Gerçekler her yıl biraz daha su yüzüne çıkarak komplodaki amacın boyutu ve derinliğinin daha iyi görülmektedir. Komplonun önemli amaçlarında birisi, Önder APO şahsında Kürt özgürlük hareketinin ezilmesi, tasfiye edilmesi, imha edilmesi gerçeği olduğu, bölgede ve dünya da yaşanan gelişmelerin boyutu ve yaşanan gerçeklerle iç içe ele alınıp değerlendirildiğinde daha da anlaşılır olmaktadır. Tabi bütün bu gerçekleri görmemizi ve buna uygun bir duruşu nasıl sergilememiz gerektiğini bizlere sağlatan Önder Apo olmuştur. Önder Apo, uluslararası güçlerce komplonun karanlıklarda nasıl planlanıp uygulanmaya konulduğu ve bunun yaratacağı sonuçları her yıl ele alarak yeniden değerlendirdi. Tarihsel gelişim seyrini ve bunun bağlantılarını aydınlatarak bizlere sunması bizi birçok tehlikeye karşı korudu ve duruşumuzu netleştirmiştir. Özellikle Ortadoğu gerçekliği içinde Kürdün ve halkların nasıl karşı karşıya getirilmek istendiği, iflas etmiş olan milliyetçiliği yaşatarak bunlar üzerinde kurulmak istenen sistemin, halkların kanı üzerinden kurulacağı gerçeğini görerek derinlikli kavrattı.
Komplo gerçekliğini kabul etmeyen Kürt halkı, halklar ve özgürlük militanları “Güneşimizi Karartamazsınız” şiarıyla komplonun karanlığını parçalamak için yediden yetmişe genç, kadın ve erkek bedenini ateşe vererek ateşten çember oluşturdular. Halkımız hem komplo sürecinde hem de esaret sonrasında Önderliğe ve onun çizgisine bağlılığını çok somut ortaya koymuştur. Zaten Önderliğimizin etrafında bir ateş çemberine dönüşen “Güneşimizi Karartamazsınız!” hamlesi, Önderlik gerçeğinin nasıl bir halk ve kadın gerçekliği yarattığının kanıtıdır. Dünyada hiçbir halk bir önderlik etrafında bu kadar bütünleşmemiştir. Öte yandan önderliğin esaretinden sonra komplonun istediği sonucu alamamasındaki en önemli etken, manevi güç halkımızın Güneşimizi Karartamazsınız! sloganıyla komploya fedaice karşı koyuşu olmuştur. Bu yalnız komploya karşı bir tutum olmamış, komploya karşı tutum şahsında bu mücadele sürecinde Kürt halk gerçekliği yeniden yaratılmıştır.
Önder Apo Kürtler için 15 Şubat’ı “soykırım günü” olarak ilan etti. Bu çok önemli, yakıcı ve tarihi bir tanımlamadır. Bundan çıkartılacak hayati sonuçlar var. “Demokratik Toplum Manifestosu” ile birlikte Önderlik Kürt halkı için varlığını ispatlamış ve sıra özgürlük belirlemesinde bulundu. Neredeyse yarım asırlık mücadelemizde bir varlık ve yokluk savaşını vermekteyiz. Sorun varoluşsal ve özgürlük sorunudur. Bu temelde varlığımızı koruma ve özgürlüğümüzü sağlama süreci Önderlik inisiyatifi ile yeni bir sürece evrilmiştir. Hiçbir canlı, hiçbir halk kendi toplumsal varoluşunu hedefleyen bir katliamcı yaklaşımı kabul edemez, kendisini savunur. Kürt halkına karşı da 15 Şubat 1925 yılından beri bir soykırım süreci geliştirilmiştir. Ve 15 Şubat’ın soykırım günü, kara gün olma gerçekliği ise karşımızda bulunan tehlikenin büyüklüğünü göstermektdir. Soykırım günü olarak 15 Şubat’ta daha fazla mücadelecilik, özgürlük iradesinin örgütlendirilmesi, demokratik örgütlenmenin her yerde inşa edilmesi, öz savunmasını yetkince kullanan bir düzeye ulaşma anlamını çıkarmak gerektiği açıktır. Çünkü soykırım kıskacından ancak özgürlük bilincinin daha fazla derinleşmesi ve demokratik komün örgütlenmesinin oluşturulması ile nihai özgürlük sağlanabilir. Yine soykırım günü olan 15 Şubat bizler açısından tarihi belleğin güçlendirilmesi, yaşananlardan derin sonuç çıkarma, öngörülü olma, kazanımlarımızı kurumlaştırma, sonsuz bir özgürlük ve direniş mücadelesini geliştirmeyi ifade ediyor. Ve en önemlisi Önder Apo’yu daha fazla sahiplenme, mutlaka fiziki özgürlüğünü sağlamayı esas kılıyor.
Önderlik bütün bu sürece uluslararası komploya karşı mücadele sürecine büyük bir değişim ve yeniden yapılanma süreci olarak yaklaştı. Baştan itibaren, “Komploya karşı mücadele etmek gerekir” dediği andan sonra bu mücadeleyi değişim ve yeniden yapılanmayı derinleştirme temelinde yürüttü. Bu sürece daha önceden başlamıştı tabii. Fakat komployla bu süreci durdurma, bundan vazgeçme gibi bir tutum, tavır göstermedi. Tam tersine zamanında ve hızlı bir biçimde değişip yeniden yapılanamamanın komploya zemin sunduğunu değerlendirerek “Komploya karşı mücadele edecek bir zihniyeti ve örgütü yaratmak için değişim ve yeniden yapılanmayı derinliğine mutlaka gerçekleştirmek gerekir” diye belirtmektedir. Önder Apo, İmralı mücadelesini de böyle ele almaktadır. 1999 yılında mahkemeye Kürt Sorununda Demokratik Çözüm Bildirgesi diye Kürt sorununun demokratik çözümünü öngören, barış çağrısı ifade eden bir bildirge sunmakta ve pratikte de böylesi bir tutum sergilemektedir. Genel anlamda da değişmemiz gerektiği mesajını her biçimde ve esasta bizlere vermiştir. Önder Apo, “Tepeden tırnağa değişmeliyiz” diye belirtmektedir. Kendisinin tepeden tırnağa her şeyi sorguladığını, yeniden ele alıp değiştirmeye ve yeniden yapılandırmaya çalıştığını, sürecin ancak böyle kurtarılabileceğini, dolayısıyla benzer tutumun tüm herkes tarafından mutlaka ciddiyetle ele alınıp böyle bir çalışmanın, mücadelenin yaşanması gerektiğini ifade etmiştir. Günümüz gerçekliğine baktığımızda da bu gerçeklik tüm direniş ve mücadeleciliği ile devam etmektedir. Önder Apo’nun bu sürece müdahalesi ve verdiği tüm mesajlarda değişim, dönüşüm esastır.
Önder Apo, 15 Şubat Komplosunun geliştiği günlerde verdiği ilk mesajda “kadınlar daha büyük çarmıhtadır” diyerek uluslar arası komplonun bir diğer boyutunun da kadın ve onun şahsında tüm toplumun hedef olduğuna işaret etmiştir. Bu gün güncel olarak da Kürdistan’da çeşitli biçimlerde uygulanan politikalar bu gerçekliğe denk gelmektedir.
Genç Kadınlar olarak böylesi tehlikeli bir süreçte kadınlar üzerinden komplonun derinleştirilerek sonuç alınmak istendiğinin bilincini daha fazla kadınlarda oluşturmak, örgütlülüğü sağlamak ve öz savunmayı geliştirme görevi ve sorumluluğunun farkında olmalıyız. 15 Şubat komplosunun 27. yılında kadınlar olarak daha fazla Önderliği sahiplenerek, özgür yaşamın geliştirilmesinde tarihsel, stratejik çalışmaları esas alan bir mücadeleci duruş ve kişiliği gerekli kılıyor. Bu yılda Önderliğin fiziki özgürlüğü başta olmak üzere, demokratik komünlerin inşası, tecavüz kültürünü aşma mücadelesi, Kürt halkının demokratik komün çalışmalarında öncülük gerçekliği biz genç kadınların temel gündemi olmalıdır. Yine demokratik komün inşasını güçlü yapmak için, kültürümüze, doğamıza, tarih ve coğrafyamıza yapılan saldırılar karşısında mücadeleyi yükselteceğimiz bir yıl olmalıdır.
Önderliğimizin kadına biçtiği rol, emeğinin karşılığını ideolojik, siyasi ve politik duruşla çağın temel insanlık ve kadın sorunlarının çözümüne doğru yaklaşımla verileceğini bilerek öğrenmek ve kavramak bir görevdir. Önderliğimiz savunmalar ve manifesto ile komployu boşa çıkaran düşünsel yaratımı bizleri nasıl bir duruşla kazanacağımızı öğretmektedir. İdeolojik, siyasi ve politik bilinçle donanan kadınlar her türlü geriliğin cevabı olacaktır. Uluslararası komployu boşa çıkarmanın en önemli yolu da bu anlamda komploya karşı mücadeleci ve direnişçi kişiliği yaratmadır.
Uluslararası komplo bu anlamda sıradan bir komplo değildir. İnsanlık tarihi boyunca görülen en kapsamlı, sistemli, hesaplı ve şiddetli saldırı niteliği taşıyan bir komplodur. Geliştireceğimiz mücadele de her zamankinden daha örgütlü, planlı ve eyleme dönüşmüş olmalıdır.
Bu temel de 15 Şubat “soykırım gününe” karşı “güneşimizi karartamazsınız” şiarı ile Önder Apo’nun etrafında kendisini ateşten çember yapan özgürlük şehitlerimizi saygıyla anıyor, yeni yılda özgürlük mücadelesini yükselterek Önderliğe, şehitlerimize, halkımıza layık olma sözünü yineliyoruz. Yine tüm gençleri ve kadınları özgürlük ve demokratik komün örgütlenmesine, komünalist yoldaşlık ruhu ile özgürlük mücadelemizi daha güçlü sahiplenmeye çağırıyoruz.
Viyan AMED
Kaynak: Yurtsever Genç Kadın Dergisi



