BERLİN- Önder APO’ya yönelik 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen Uluslararası Komplo’nun yıl dönümü yaklaşırken, Kürdistanlılar ve dostları, Almanya’nın başkenti Berlin’de yürüyüş ve miting düzenledi. Binlerce kişinin katıldığı eylemde, uluslararası komployla Rojava’ya yönelik saldırıların birbirinden bağımsız olmadığı, aynı imha politikalarının devamı olduğu ifade edildi.
TekoJin (Jinên Ciwan ên Têkoşer),TCŞ (Tevgera Ciwanên Şoreşger), Nav-Berlin, Destdan Kadın Meclisi, WDR Berlin, GK Berlin,, KJAR Berlin, Kongra-Star Berlin,, Navenda Çanda Rojava, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Cenî ve Berlin Êzidî Kadın Meclisi’nin ortak çağrısı ile Breitscheidplatz’ta bir araya gelen kitle, eyleme tüm devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
‘6 ŞUBAT DEPREMİ SİYASAL BİR YIKIMDIR’
Konuşmalarda, 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin Türkiye’de “asrın doğal felaketi” olarak sunulmasına karşın, gerçekte egemen devlet aklının yarattığı siyasal bir yıkım olduğu vurgulandı. En ağır bedeli Alevi halkının ödediği belirtilerek, Alevi coğrafyasının bilinçli biçimde yalnız bırakıldığı, yardım ve kurtarma ekiplerinin bilerek gönderilmediği ifade edildi.
Deprem sonrası hayatta kalan ve ailelerini kaybeden çocukların cemaatçi yapılara teslim edilerek Alevi kimliğinden koparılmak istendiği belirtilirken, bu politikaların “doğal afet” perdesi arkasına gizlenmiş bir yok etme siyaseti olduğu dile getirildi.
‘KERBELA’DAN KOBANÊ’YE AYNI ZİHNİYET’
Yapılan konuşmalarda, bugün aynı imha siyasetinin farklı araçlarla Rojava ve Kobanê’de sürdürüldüğü vurgulandı. Türk devleti destekli DAİŞ artığı HTŞ çetelerinin soykırım saldırılarını sürdürdüğü belirtilerek, korkunun sistematik ve örgütlü biçimde yaygınlaştırıldığı ifade edildi.
Bu politikaların yalnızca Alevilerle sınırlı olmadığına dikkat çekilerek, Dürziler, Hristiyanlar, Süryaniler ve Êzidîlerin de tekçi ve cihatçı zihniyet tarafından hedef alındığı kaydedildi. Kobanê’nin, suyu, elektriği ve iletişim hatları kesilmiş hâliyle bu zulmün en yakıcı örneği olduğu vurgulandı.
Konuşmalarda, “Kerbela’da suyu kesen zihniyet, bugün Kobanê’de kuşatma ve abluka ile devrededir. Depremde yardımın kesilmesiyle Kobanê’de yaşam damarlarının kesilmesi aynı aklın ürünüdür. Amaç; halkı çaresiz bırakmak, teslim almak, iradesini kırmak ve yok etmektir. Bu açık bir soykırım politikasıdır” denildi.
Konuşmacılar, Rojava genelinde Kürtlere, Alevilere ve diğer kadim halklara yönelik saldırılar karşısında uluslararası kamuoyunun sessizliğini sert sözlerle kınayarak, Bu sessizlik, zulmün önünü açan bir ortaklığa dönüşmüştür” dedi.
“Karanlık mutlak değildir” denilen konuşmanın devamında, “Umut, halkların direnişinden doğmuştur. Kürt halkının ve dostlarının Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında ayağa kalkması; sokakları doldurması ve iradesini ortaya koyması, biz ötekileştirilen halklar için bir umut ışığı olmuştur. Bu direniş yalnızca Kürt halkının değil; Alevilerin, Êzidîlerin, Süryanilerin, kadınların ve tüm mazlumların ortak sesi olmuştur ve sesi olmaya devam edecektir” ifadeleri kullanıldı.
‘JIN JIYAN AZADÎ RUHUYLA DİRENİŞ SÜRÜYOR’
Kürt halkının ve özellikle Kürt kadınlarının öncülüğünde güçlü bir direnişin sürdüğü ifade edilen eylemde, HTŞ çetelerinin meşru protesto hakkını “terör” suçlamalarıyla bastırmaya çalıştığı, kadınlara ve gençlere yönelik sistematik saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi.
Eylemde, Jin Jiyan Azadî serhildanları ruhuyla direnen Rojava halkıyla dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı. Sık sık atılan sloganlarla süren mitingde, eylemciler Rojava’nın demokratik, çoğulcu ve özgür yaşam iradesine yönelik saldırılar sona erene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.



