HABER MERKEZİ – Kemal Söbe’nin kaleminden.
Kürt Serhildanları Kürdistan’dan Başlayarak Orta Doğu’yu ve Dünyayı Sarsıyor
Suriye’nin Halep kentinde Kürtlerin yaşadığı mahallere yapılan saldırılar bir süre sonra Rojava’ya sarkmaya ve Kürt halkının ulusal kazanımlarına yönelmeler başladı. Ancak, yıllar önce Kobane’de gerçekleşen direnişlerin daha güçlüsü HTŞ çetelerine karşı gerçekleşti, çetelerin saldırıları geri püskürtüldü. Halep’te ki Kürtler katliam yaşamamak için Rojava’ya tahliye edildiler. Mesele sadece Halep’te yaşayan Kürtler değildi, esas genel hedef Rojava’nın tamamı ve Kürt halkının ulusal kazanımlarına yönelikti. Ancak, Kürt halkının ulusal ruhu bütün Kürdistan parçalarından Rojava’ya akın etmeye başladı. Kürt gençleri kuzeyden, güneyden, doğudan Rojava’ya akmaya başladılar hemde sınırları, telleri yıkarak. Öyle ya, Kürdistan’da Kürtler arasına sınır koyarak Kürtlerin birliğini kimler durdurabilir. Kürt halkında gelişen ulusal bilinç ve birlik Kürtler arasına konan sınırları çoktan yıkmıştı. Yıllar önce olduğu gibi, şimdide Suriye’deki IŞİD artıklarını kullanıp Kürt halkının ulusal varlığını ortadan kaldırmak isteyen gücün Türkiye olduğunu bütün dünya biliyor.
Rojava’daki Kürtler hiçbir zaman Türkiye için bir tehlike olmamıştır. Türkiye’deki Kürtlerinde ayrı devlet kurma gibi bir hedefi olmadığına göre Türkiye neden hala Kürt halkının ulusal varlığını kendi varlığı için tehlikeli buluyor? Görünen o ki, Türkiye hala Kürt halkının ulusal varlığını kabul etmek istemiyor, Kürt halkını hala asimile edebileceğinin hesabını yapıyor. İşin gerçeği şudur. Rojava Kürtleri ulusal statü sahibi olurlarsa, sıra Türkiye’deki Kürtlerinde ulusal statü sahibi olmalarına gelecek. İşte Türkiye için bu bir kâbus gibi bir şeydir. Kürt ulusal varlığından derin bir korku duyan bir devlet aklı var ama aslında gereksiz bir korku, ki yüz yıldır var olan bu korku Türkiye’yi sürekli güvenlikçi bir siyasetle hareket etmeye zorladı. Bundan dolayı Kürt halkının ulusal mücadelesini sürekli güvenli ve terör sorunu olarak gördü. Kürt halkını asimile etmek için Türkiye varını yoğunu ortaya koydu ama buna rağmen istediğini başaramadı. Kürt halkını asimile etmek Türkiye için adeta varlık sorunu olarak görüldü.
Bundan dolayı hala Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürüten güçleri terörist olarak görüyor. Kürt halkının ulusal mücadelesi terörizm olarak görülüyor. Oysaki bir halkın ulusal özgürlük mücadelesi dünyanın hiçbir ülkesinde terör olarak görülmemiştir. Kürtlerin ulus olarak en çok inkâr edildikleri, yok sayıldıkları, asimile edilmek istendikleri ülke Türkiye olmuştur. Bundan dolayı Kürt sorununda dünya çapında en çok zor durumda kalacak ülke, eğer böyle devam ederse Türkiye olacaktır. Türkiye, Kürt sorununun çözümü konusunda önüne çıkan fırsatı iyi değerlendirip Kürt sorununu çözüp bütün sorunlarınıda çözüme kavuşturup Orta Doğu genelinde büyük bir demokrasi gücü olabilir. AKP hükümeti hala Osmanlı’nın yayılmacı zihniyetiyle hareket edip Osmanlı gibi bir güç haline gelebileceğini hayal ediyor. Ancak, AKP hükümeti’nin unuttuğu şey Osmanlı’nın kendi sorunlarını çözemediği için yıkılmasıydı. Matematiğin gerçeği, Türkiye’de eğer böyle devam ederse Osmanlı gibi bir akıbeti yaşayabileceğidir.
1. Dünya savaşında belki pay sahibi olabilirim diye savaşa giren Osmanlı kendi sonunu getirmişti. Bazı siyasi analistlerin-profesörlerin yaptığı değerlendirme Türkiye’nin şimdiki halinin Osmanlı’nın 1917-1918 yıllardaki hastalıklı dönemine benzediğidir. Türkiye’de, Orta Doğu genelinde, hatta dünya çapında bir düşük yoğunluklu savaş varken, bunun eğer Kürt sorunu çözülmezse Türkiye’ye olumsuz etkilerinin olabileceğini düşünen politikacılar yok mu Türkiye’de? Akıllı bir politika Türkiye’yi bile bile ateşin içine atmaz, atmamalı. Demokratik bir akıl Türkiye’yi ateş çemberinin içine atmaz. Cumhuriyet demokratik bir akılla değil, baskıcı bir akılla kurulduğu için bir türlü demokratikleşemedi. İşte Kürt sorununun çözümsüz kalması, sınıf sorununun ve ekonomik sorunların derinleşmesinin nedeni bu demokratik aklın olmamasıdır. Türkiye’nin demokratik olmamasının acısını Kürtler kadar Türk halkıda çekti.
Kürt halkının Türk halkıyla kurmak istediği kardeşlik eşit ulusal haklar temelinde, Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde Türkiye’nin sınırları içerisinde Kürt sorununun çözümüyle kurulacak olan kardeşliktir. Sadece Türkiye’deki Kürtler değil Suriye Irak İran’daki Kürtlerde Kürt sorununun çözülmesi durumunda Türkiye ile birlik olurlar ve bütün Kürtler ile Türkiye’nin birliği gerçekleştiğinde Kürtlerin ve Türklerin birliği Orta Doğu genelinde büyük bir demokrasi gelişimine yol açar. İşte bunun için Türkiye’nin Kürt halkına saldırmayı durduraması ve Kürt halkının ulusal varlığını kabul etmesi gerekmektedir. Matematiğin gerçeği, Kürt halkının ulusal varlığının kabul edilmemesi ve Kürt halkına saldırıların devam etmesi durumunda Kürt sorununun uluslararası bir sorun haline geleceği ve Türkiye’nin Kürt sorununun çözümü konusunda inisiyatifi kaybedebileceğidir. Bundan dolayı Kürt sorununun çözümü konusunda Türkiye elini çabuk tutmalıdır. Kürt halkı dört parçada ulusal birlik temelinde güçlenmişken hiçbir Kürt karşıtı ülke Kürt halkını yok edemez. Hatta Kürt halkını yok etmede ısrar edenlerin yok olma tehlikesinin olduğudur.
Kemal Söbe


