KOBANÊ – Kuzey ve Doğu Suriye’de on binlerce kişi, 10 Ocak’ta Şexmeqsûd direnişinde şehit düşen Halep İç Güvenlik Güçleri komutanı Ziyad Heleb’i (Ziyad Qedûr), 10 Ocak’ta Tebqa’da görevi başında şehit düşen QSD savaşçısı Malik’i (Malik Mihemed) ve 12 Ocak’ta Kobane’de şehit düşen Birûsk Mexaric’i (Behcet İyî) son yolculuğuna uğurlamak için bir araya geldi. Törende Halep İç Güvenlik Güçleri üyeleri Gerîla Amara ve Leya Qasim da anıldı.
Törende Fırat Kantonu Şehitler Aileleri Meclisi Eş Başkanı Mistefa Êto, Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eş Başkan Yardımcısı Hesen Koçer, Demokratik Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eş Başkanı Hisên Osman, İç Güvenlik Güçleri Komutanlarından Arîn Kobanê ve şehit Ziyad’ın arkadaşı Harûn Kobanê konuşma yaptı.
‘ARKANIZDAYIZ’
Şehitleri anan Mistefa Êto, “Onur için gece gündüz mücadele eden özgürlük savaşçılarının başları sağ olsun. Kalbi özgürlük için atan herkesin başı sağ olsun. Şehit aileleri ve Önder Apo’nun başı sağ olsun. Kürt halkı ve bölge halkı, halkların umutlarını gerçekleştirmek için direnmeye, ayağa kalkmaya hazırdır. Hedefimiz Kürt halkının ve bölge halklarının birliğidir. Şehitlerimiz için, davamız için, şehitlerin düşünce ve fikirleri için ayağa kalkın. Bugün, onların davasını her zaman takip edeceğinizi kanıtladınız. Demokratik ve merkezi olmayan, çok kültürlü, çok dilli bir Suriye’ye ulaşana kadar, bu topraklarda birlikte yaşayana kadar. QSD, YPG, Asayiş, YPJ, HRE’ye mesajınız şudur: Arkanızdayız” diye konuştu.
‘ZİYAD KOMUTANIN SÖZLERİNE LAYIK OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ’
Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eş Başkan Yardımcılarından Hesen Koçer, başta Şehit Ziyad ve yoldaşları olmak üzere tüm şehitleri saygıyla anarak konuşmasına başladı.
Hesen Koçer konuşmasına şöyle devam etti: “Şexmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yapılan saldırılar sıradan değildi. Bu saldırıda dört ana faktör vardı. Her birinin ayrı rolü vardı. Saldıran DAIŞ, silah sağlayan Türk devleti, saldırıya bahane üreten Şam’daki geçici hükümetti. Göz yumanlar ise uluslararası güçlerdi. İnsan hakları ve demokrasi diyen uluslararası güçlerin maskeleri Şexmeqsûd’da düştü. Kimse insan hakları ve demokrasi diye bizi kandırmasın. Komutan Ziyad’ın şahsında, ‘Eğer eksikliklerimiz varsa, bizi affedin, şehit olursam özür dilerim’ sözlerini tekrarlayacağım. Bu iradeyi kim kırabilir? Doğru, biz ve halkımız bundan acı çekiyoruz, ama bununla gurur duyuyoruz. Başımızı eğmeyeceğiz, teslim olmayacağız. Birçoğunun maskesini indirdik. Saldıranlar, göz yumanların hepsi Şam hükümetinin ortaya koyduğu çelişkilerle saldırdı. İki devletin iki mahalleye saldırması utanç verici. Bunun bir zafer olduğunu söyleyemezler. Orayı ele geçirdik ve iş bitti diyemezler. Bu politikayı uygulayamazlar.”
Hesen Koçer şunları ekledi: “Emevi halifelerine saldıranlar Şexmeqsûd’a neden saldırmasın? Tarihi okuyun. Arap basınına söylüyorum, DAIŞ’in yanında fotoğraf çekip ‘Suriye ordusu’ diye servis ettiniz. DAIŞ’e meşruiyet kazandırdınız. Tıpkı Kudüs’e saldırdıkları gibi. Bunu gösteriyorlar. Kendi yurttaşını öldüren bir devlet kazanamaz. Kendi gözlerinizle gördünüz. Arkadaşlarımızın cenazelerini binalardan aşağı atıyorlar. Biz devletiz diyorlar. Bu, insanlığın yüzünde kara bir leke olacaktır. Şexmeqsûd’da uluslararası hukuk ihlal edildi. Bu ülkede kimse güvende değil, bu dünyada kimse güvende değil. İnsan haklarına inanan kimse güvende değil. Ama toplum kendini koruyor. Hukuk yok. İnsanlığı koruyamıyorlar. Halkımız çok iyi bilsin ki, kendimizi örgütleyip korumazsak, kimse bizi korumayacak. Uluslararası güçlerden umudumuz yok. Şam hükümeti savaşamıyor, Türk devleti ağır silahlarla saldırdı. Binlerce insan ve tank getirdiler. Yoldaş Ziyad’ın sözleri kulaklarımızda olmalı. Son damla kanımıza kadar pes etmeyeceğiz, bu bizim sloganımız olmalı. İhaneti kabul etmiyoruz. Kürt halkı mahallelerde kazandı, düşmedi. Şexmeqsûd’da uluslararası güçler yenildi. Şu an izlenen politikayla Rojava’da savaş istediklerini gösteriyorlar. Kuzey Kürdistan’da kardeşlik diyorlar, Rojava’ya saldırıyorlar. Bu kabul edilemez. Orta Doğu’da her şey değişecek. Hiçbiri kalmayacak. Tüm diktatörler düşecek. Kim kazanırsa kazansın, halkın iradesi belirleyici olacak. Türkiye kendinden korkuyor, İran düşmek üzere. Halkın iradesi belirleyici olacak. Özel bir savaş yürütülüyor. Özerk Yönetimi karalamak istiyorlar. Birçok insan bilerek kara propaganda yayıyor. Halkımızın bir kısmı çok üzgün, çocuklarınızın bu topraklardan ayrılmasına izin vermeyeceğiz. Moral ve motivasyonumuzdan ödün vermeyeceğiz. Kendimizi örgütleyeceğiz. Öz savunmamızı güçlendireceğiz. Şehitler ölmez, özgürlük bizimdir.”
‘BERXWEDAN JİYAN E’ DEDİLER
İç Güvenlik Güçleri adına konuşan Komutan Arîn Kobanê, öncelikle Kuzey ve Doğu Suriye halkına başsağlığı dileklerini ileterek, “Bu saldırı ilk değil ve son da olmayacak. Uluslararası güçlerin kararı halkların soykırımı olduğu sürece, her şeye hazırlıklı olmalıyız. Yoldaş Ziyad, Leyla, Gerîlla, Malik, Birûsk ve isimlerini şu an bilmediğimiz, gelecekte bileceğimiz birçok şehit yoldaşımızın önünde saygıyla eğiliyoruz” diye konuştu.
Arin Kobanê, “Hepiniz biliyorsunuz ki Halep, her iki mahallesiyle birlikte Halep’ti. Onlar olmasaydı, Halep’in adı olmazdı. Komutan Ziyad’ın şahsında, onunla birlikte günlerce savaşan, şehit düşen ve hâlâ hayatta olan yoldaşlarımız, diyoruz ki, yoldaşlar, kimse moralinizi bozmasın. Yoldaşımız, dünyanın dört bir yanından toplanan 40 bin çeteye, iki caddede tanklarına karşı 6 gün boyunca direndi ve direnişi kazandı. Orada kazanan, halkımızın iradesi, savaşçıların iradesiydi. Şimdi, binlerceniz buna şahitlik ediyorsunuz. Tüm güvenlik güçleri Ziyad yoldaşın mesajını bilmeli. Ona göre hareket etmelidir. Onlar gibi yüz binlerce savaşçı olduğunu bilin. Halkın moraliyle oynamak istiyorlar, ama halkın moralinin nereden geldiğini bilsinler. Bugün İran’da da, halk zulme boyun eğmediği için, halkı yok etmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
“Bu direnişi karalamak isteyenlere, halkımız izin vermemeli. Bunlar kadınların, bu kadın devriminin düşmanlarıdır. Arkadaşlarımızın cenazesinden korkuyorlar, onları binadan aşağı atıyorlar. Bunlar güçlü değiller, insanlıktan yoksunlar” diyen Arin Kobanê sözlerini şöyle tamamladı:
“Amed Zindanı’nda ‘Berxwedan jiyan e’ dedikleri gibi, Şexmeqsûd’da da aynı ruhla ‘Berxwedan jiyan e’ dediler. Onların intikamını yerde bırakmayacağız. Tam olarak hazırlıklı olmalıyız. Bu ruh bütün sokaklarda, caddelerde ve evlerde olmalı. Dostlarımızın intikamını yerde bırakmayacağız. Şehitler ölmez.”
‘ÖZGÜRLÜK VE BARIŞ GELENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ’
Demokratik Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eş Başkanı Hisên Osman, halkın ve İç Güvenlik Güçleri’nin onurlu yaşam hakkını korumak için eşi benzeri görülmemiş bir direniş gösterdiğini belirterek, “Halk, cinayet ve düşmanlık eylemlerine karşı durmak için güvenlik güçlerinin yanında yer aldı. Şexmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yapılan saldırılar uluslararası hukuk ve anlaşmalara aykırıdır. Savaş suçları, katliamlar ve ihlaller işlenmiştir. Bu eylemlerin tarafları ahlaki ve hukuki sorumluluk taşımaktadır” diye konuştu.
“Bu eylemler Suriye’nin birliğine hizmet etmiyor, aksine Suriye’yi bölüyor” diyen Hisen Osman, “Buna karşılık, Özerk Yönetim, şehitlerinin anısına, tüm bileşenleri kapsayan demokratik projeyi uygulamakta ısrar edecektir. Tüm bileşenlerin haklarının ve onurunun korunmasını sağlayacaktır. Özgürlük ve barış sağlanana kadar mücadele sözümüzü yineliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SALDIRAN DAIŞ VE TÜRK DEVLETİYDİ’
Şexmeqsûd ve Eşrefiye Güvenlik Güçleri üyesi olan ve Komutan Ziyad Heleb ile birlikte savaşan ve yaralanan Harun Kobanê, mahallelerin direnişi hakkında şunları söyledi: “Şexmeqsûd ve Eşrefiye’de ahlaksız, medeniyetsiz bir savaş yürütüldü. Bunu DAIŞ ve Türk devleti yaptı. Tanklar, topçu birlikleri, ağır silahlar ve uçaklarla saldırdılar. Yoldaş Ziyad, ‘Direnmek yaşamaktır, ölene kadar direneceğiz’ dedi. Biz de onunla aynı fikirdeydik.
İrademizi kırmak için her yolu denediler, ama irademiz kırılmadı. Türk devleti savaştı, tahrip edilmiş tankların içinde Türk askerleri vardı. Elimizde sadece iki mahalle vardı. Ama irademiz güçlüydü. Önder Apo’nun fikirleriyle örgütlendik. Son günlerde silah ve mühimmatımız azaldı, kimyasal silahlar kullandılar, ama halkımızın iradesi güçlüydü. Halk direndi. Bu söz her zaman dilimizdeydi. Çünkü bu şehitlerin sözüydü. Halkımıza söz veriyoruz ki, dostlarımızın intikamını alacağız, onların izinden gideceğiz.”
Konuşmaların ardından üç şehidin şehadet belgeleri okunarak ailelerine teslim edildi.
Şehitlerin cenazeleri sloganlar eşliğinde toprağa verildi.



